Köşe Yazarları
Dünyanın Neden Kadın Yatırımcılara İhtiyacı Var?
Yeşim Çevik | Yatırımcı & Start – Up Mentor
“Yatırım” kelimesi çoğu zaman gri takım elbiseleri, karmaşık tabloları ve bizim önce kendimizi kanıtlamamız gereken kapalı bir dünyayı çağrıştırıyor. Bu hissi çok iyi biliyorum. Ancak sahada geçirdiğim zamanlar, kurucularla ve profesyonel yatırımcılarla yaptığım görüşmeler bana şunu açıkça gösterdi: Bu anlatının büyük kısmı bir yanılsama.
Bugün dünyanın startup ekosistemi biz kadınlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Ama temkinli gözlemciler olarak değil, cesur stratejistler olarak.
Bir noktada şunu fark ettim: “Nazik” yatırımlar yapmayı bırakmam gerekiyordu. Eskiden sık sık, “Bu ekibi desteklemeliyim çünkü çok azimliler ve aynı kültürün temsilcileriyiz” diye düşünürdüm. Buna artık “arka bahçe tuzağı” diyorum. Kadınlar olarak destek olmaya meyilliyiz; ancak yatırım, duygusal dayanışma refleksiyle değil, rasyonel değerlendirmeyle yapılması gereken bir iştir.
Bu yüzden bugün bir startup profesyonelleri, “Önce yerel pazarda büyümek istiyoruz” dediklerinde sadece başımı sallamakla yetinmiyorum. Dünya artık dar pazarları affetmiyor. İlk günden itibaren küresel düşünmeyen girişimler, ABD veya Asya’daki rakipleri tarafından kolayca geride bırakılabiliyor. Bu riski azaltmanın yolu, ekiplere zor sorular sormaktan geçiyor: Singapur planınız ne? Amerika’ya nasıl gireceksiniz? Ekibimizin büyük düşünmesini istiyorsak, önce biz büyük düşünmeliyiz.
Aynı şekilde, artık dünyayı sadece biraz daha “havalı” yapan uygulamalara değil, gerçek problemleri çözen girişimlere bakıyorum. Bu ekip gerçekten yeni bir şey mi icat etti? Teknolojinin sahibi mi? Başka bir deyişle, ben artık “boyaya” değil, “motora” yatırım yapıyorum.
Biz kadınların burada önemli bir avantajı var: Neyin gerçek değer, neyin sadece parlak bir vitrin olduğunu ayırt etme konusunda güçlü bir sezgiye sahibiz. Bu sezgiyi küçümsemeyin. Teknolojik temeli olan, sürdürülebilir rekabet avantajı üreten şirketlere odaklanın.
Bir diğer yaygın tereddüt de “yeterince param yok” düşüncesi. Oysa yatırım dünyasında sunduğumuz en küçük bileşen çoğu zaman paradır. Ben de küçük miktarlarla başlayarak hem süreci öğrendim hem de yatırımlarımı büyüttüm. Asıl değer çoğu zaman başka bir yerde duruyor.
En büyük hazinemiz network’ümüzdür. İyi bir network, küçük şirketler için altın değerinde olan kapıları açabilir, doğru insanları bir araya getirebilir, köprüler kurabilir. Bir çek yazmak kolaydır; gerçek “akıllı para”, işin içine giren, bilgisini ve deneyimini paylaşan yatırımcıdan gelir.
Kadınları sahanın kenarından alıp merkeze geçişi kolaylaştıracak üç somut önerim var:
1. Kendinize bir “yatırım kardeşi” bulun.
Tekerleği yeniden icat etmenize gerek yok, yalnız yatırım yapmanıza da. Sizin gibi düşünen insanlarla birleştiğinizde sadece sermayeyi değil, perspektifi de paylaşırsınız. Birlikteyken, tek başınıza görebileceğinizden çok daha fazlasını görürsünüz.
2. “Ev sahibi avantajınıza” odaklanın.
Her startup’ta şu soruyu sorun: Başkalarının yapamadığı neyi yapabiliyorlar ve ben onlara ne katabilirim? En değerli sermayeniz çoğu zaman mesleki uzmanlığınızdır. Anladığınız alanlara yatırım yaptığınızda iyiyi kötüden çok daha hızlı ayırırsınız.
3. Önce network, sonra çek.
İlk kuruşu transfer etmeden önce diğer kadın yatırımcılarla bağ kurun. Etkinliklere katılın, platformlara girin, bu dünyanın dilini öğrenin. “Büyük oyuncuların” da her şeyi bilmediğini fark ettiğiniz anda çekingenlik kendiliğinden azalır.
Kapımızın önündeki küçük pazar dönemi geride kaldı; oyun alanı artık tüm dünya. Büyük rakamlardan ve karmaşık terimlerden korkmayın. Yatırım yapmak bir zanaattır ve biz kadınlar bu zanaatta güçlü bir ustalık geliştirebiliriz.
Artık kenarda durmayı bırakma zamanı. İçeri girelim, küresel düşünelim ve on yıl sonra gurur duyacağımız şirketlerin inşasında aktif rol alalım.
Ben hazırım.
Peki, aranızdan kimler bu masaya oturmaya geliyor?






