İş Dünyası
Şirketiniz Yeşil Dönüşüme Hazır mı?
Avrupa Birliği’nin 2050 karbon nötr hedefiyle birlikte “yeşil dönüşüm” artık çevre politikasından öte, küresel iş dünyasının en önemli rekabet unsuru haline geldi. Peki ”yeşil dönüşüm” nedir ve bu sürece şirketinizi nasıl hazırlamalısınız?
Yeşil dönüşüm, ekonomik büyümenin çevresel sürdürülebilirlikle uyumlu hale getirilmesini amaçlayan kapsamlı bir dönüşüm süreci.
Enerji, üretim, lojistik ve finans sektörlerinde köklü değişimlere yol açan bu yaklaşım, sadece karbon salınımını azaltmakla kalmıyor; kaynak verimliliği, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi gibi alanlarda da yeni iş modelleri yaratıyor.
Karbon ayak izini ölçmeyen şirket, geleceğin pazarında yer bulamayacak.
Uzmanlara göre yeşil dönüşüm artık bir “çevre projesi” değil, 21. yüzyılın sanayi devrimi.
Sürdürülebilir üretim süreçlerine geçmeyen, karbon ayak izini raporlamayan veya enerji verimliliğini artırmayan şirketler, önümüzdeki yıllarda pazar payı kaybı riskiyle karşı karşıya.
Yeni Rekabette Ölçü Karbon Ayak İzi
Avrupa Birliği’nin 2023’te yürürlüğe soktuğu Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), karbon yoğun ürünlerin ithalatında ek maliyet öngörüyor. Bu uygulama, çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre gibi sektörlerde faaliyet gösteren Türk ihracatçıları doğrudan etkiliyor. Artık Avrupa pazarına ürün satmak isteyen firmalar, üretim süreçlerinde ortaya çıkan karbon miktarını belgelemek zorunda.
Avrupa pazarına ihracat yapmak, artık karbon nötr üretimden geçiyor.
Aynı zamanda bankalar ve yatırım fonları da ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim) kriterlerine uyan şirketlere daha avantajlı kredi koşulları sunuyor. Bu nedenle çevre dostu üretim yapan, sürdürülebilirlik raporu yayımlayan şirketler, hem finansmana erişimde hem de marka değerinde avantaj kazanıyor.
Şirketler Yeşil Dönüşüme Nasıl Hazırlanmalı?
Uzmanlara göre işletmelerin yeşil dönüşüm sürecine uyum sağlaması için atması gereken başlıca adımlar şöyle:
Erken uyum sağlayan şirketler, yeşil ekonomide lider olacak.
- Karbon ayak izini ölçmek:
Üretimden lojistiğe kadar tüm süreçlerde salınan sera gazı miktarının belirlenmesi gerekiyor. Türkiye’de TSE ve bağımsız danışmanlık firmaları bu konuda sertifikasyon hizmeti veriyor. - Enerji verimliliği ve yenilenebilir enerjiye geçiş:
Güneş enerjisi yatırımları, atık ısı geri kazanımı ve yeşil enerji tedarik sözleşmeleri (PPA) giderek yaygınlaşıyor. - Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi:
Avrupa’ya ihracat yapan şirketlerin, tedarikçilerinin karbon performansını da dikkate alması artık zorunlu hale geliyor. - ESG raporlaması ve şeffaflık:
Şirketlerin çevresel performanslarını düzenli olarak açıklaması, yatırımcı güveni açısından kritik önem taşıyor.
2050’de Hedef Nötr Karbon
Avrupa Birliği, Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal) çerçevesinde 2050 yılına kadar karbon nötr kıta olmayı hedefliyor. Bu kapsamda hazırlanan “Fit for 55” paketi, 2030’a kadar karbon emisyonlarını 1990 seviyelerine göre %55 azaltmayı öngörüyor.
Ayrıca AB Taksonomi Regülasyonu, hangi ekonomik faaliyetlerin “yeşil” sayılacağını tanımlayarak yatırımcıların sürdürülebilir projelere yönelmesini sağlıyor.
2024 itibarıyla yürürlüğe giren Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD) ise büyük ölçekli şirketlere sürdürülebilirlik raporu hazırlama yükümlülüğü getiriyor.
Almanya ve Türkiye Ne Yapıyor?
Almanya, enerji dönüşümü politikasını (Energiewende) hızlandırarak sanayide yeşil hidrojen ve karbon yakalama teknolojilerine milyarlarca avroluk yatırım yapıyor.
2050 karbon nötr hedefi, sadece Avrupa’nın değil, Türkiye’nin de yol haritası.
Türkiye ise 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda “Yeşil Mutabakat Eylem Planı”nı devreye aldı. Otomotiv, çimento ve tekstil gibi ihracat odaklı sektörlerde, AB pazarına uyumlu üretim standartları oluşturuluyor. Ayrıca yenilenebilir enerji yatırımları, batarya üretimi ve geri dönüşüm teknolojileri 2024 itibarıyla stratejik öncelik haline geldi.





