Köşe Yazarları
Almanya Pazarı Türk Şirketlerini Neden Eler?
Sibel Arslan | İktisatçı & Mali Analist
Bir pazara girmekle, o pazarda tutunabilmek farklı şeyler.
Almanya pazarı Türk şirketleri için hâlâ büyük bir potansiyel barındırıyor.
Ancak bu pazar; hızlı karar alanları değil, doğru hazırlananları ödüllendiriyor.
Bu yazımda sizlere, sahada birebir yaşadığım tecrübelerle, neden birçok Türk şirketinin Almanya’da tutunamadığını ve bu sürecin aslında nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatmaya çalışacağım.
Almanya pazarına giren Türk şirketlerinde ortak bir psikoloji görüyorum:
İlk zorluklar yaşandığında sorun pazarda aranıyor. Oysa çoğu zaman sorun, pazara nasıl girildiğinde gizli.
Benim deneyimime göre Almanya, şirketin gerçek kurumsal seviyesini çok hızlı ortaya çıkaran bir ayna gibi çalışıyor. Türkiye’de tolere edilen birçok eksiklik, Almanya’da doğrudan sistem dışına itiliyor.
Bu noktada kritik bir ayrım var:
Başarısız olanlar genellikle hatalarını inkâr edenler; başarılı olanlar ise erken fark edip hızla uyum sağlayanlar.
Almanya’da başarının anahtarı ne agresif satış ne de düşük fiyat. Asıl belirleyici unsur, yönetim disiplini.
Belgeler zamanında hazırlanıyor mu?
Raporlama düzenli mi?
Alacaklar sistematik mi takip ediliyor?
Yetki ve sorumluluklar net mi?…
Ben çoğu şirkette şu tabloyu görüyorum:
İyi niyet var, çalışma var ama yönetim refleksleri hâlâ kişisel. Almanya ise kişisel reflekslerle değil, kurumsal reflekslerle çalışır.
Almanya pazarında en çok zorlanılan konulardan biri de kültürel çarpışma.
Türkiye’de pratik çözümler üretmek bir beceridir. Almanya’da ise her pratik çözüm, yazılı karşılığı yoksa risk olarak görülür.
Benim defalarca tanık olduğum bir durum var:
Sözlü mutabakatlara güvenen Türk firmaları, yazılı süreçlerde geriye düşüyor. Çünkü Almanya’da söz değil, kayıt konuşur.
Bu farkı erken fark eden şirketler oyunda kalıyor; fark etmeyenler ise “aniden” iş kaybettiklerini düşünüyor.
Almanya pazarına giren her şirkete şunu açıkça söylüyorum:
Bu bir hız yarışı değil, dayanıklılık sınavı.
İlk yıl beklenen ciro gelmeyebilir.
İlk müşteriler küçük hacimli olabilir.
Kar marjları başta düşük kalabilir.
Ama bu süreç doğru yönetilirse, üçüncü yıldan itibaren Almanya pazarı şirketi sadece büyütmez; olgunlaştırır.
Almanya pazarı; hazırlı geleni, sistem kuranı, süreci yönetenleri kabul eder.
Heyecanla geleni değil; disiplini olanı tutar.
Ve belki de en önemlisi:
Almanya, hatayı affeder; tekrarı affetmez.






