Köşe Yazarları
Bizimle Çalışmak İster misiniz? Ama Ücret Veremiyoruz!
Nagihan Cengiz Çelebi | trbusiness.de Türkiye Temsilci
“Bizimle çalışmak ister misiniz? Ücret veremiyoruz ama görünürlüğünüz artar, çevre yaparsınız.”
Bu cümle artık bir teklif değil, bir sistemin özeti. Özellikle sivil toplum alanında, sosyal girişimlerde ve profesyonel hizmet sektöründe yeni bir “normal” oluştu. İş tanımları aynı kaldı, sorumluluklar değişmedi; ama emeğin karşılığı sessizce ortadan kaldırıldı. Yerine konulan kavramlar ise tanıdık: Görünürlük, network, referans, deneyim.
Ancak gerçek değişmedi: Emek hâlâ emek. Alın teri hâlâ alın teri. Ve karşılıksız bırakıldığında adı hâlâ sömürü.
Bugün birçok kurum, bütçelendirmesi gereken işleri “gönüllülük” başlığı altında yeniden paketliyor. Bir kampanya yönetimi, bir içerik üretim süreci, bir eğitim programı ya da bir iletişim stratejisi; artık profesyonel bir hizmet değil, “katkı sunulabilecek bir alan” olarak tanımlanıyor. Bu bir kavram kayması değil; bu, liyakate ve emeğe karşı topyekûn bir değer kaybıdır.
Gönüllülük Hürriyettir, Sömürü Dayatmadır
Gönüllülük ile ücretsiz emek aynı şey değildir. Gönüllülük, bireyin kendi sınırlarını belirlediği bir tercihtir. Sömürü ise başkasının, sizin emeğinizi sınırlandırdığı bir düzendir. Ve bugün bu iki alan bilinçli ya da bilinçsiz biçimde iç içe geçiriliyor.
“Biz bir aileyiz” cümlesiyle başlayan birçok süreç, aslında profesyonel sınırların askıya alındığı gri bir alan yaratıyor. “Hepimiz bu amaç için buradayız” söylemi, çoğu zaman ücret konuşulmasını gereksiz, hatta “ayıp” hale getiriyor. Bu noktada iyi niyet, kurumsal bir maskeye dönüşüyor. Mesele sadece ödeme yapmamak değil; mesele, emeğin değerini sinsice yeniden tanımlamaktır.
Alın terinin karşılığını “görünürlük” ile ödemek, emeği görünmez kılmaktır. Emeği görünmez kılan her yapı, sömürüyü normalleştirir.
Kadın Emeği ve “Zaten Yapar” Yanılgısı
Bu durum özellikle kadınlar açısından daha derin bir boyut taşıyor. Zaten toplumsal olarak yüklenen “destek olma”, “fedakârlık yapma” ve “idare etme” rolleri, profesyonel alanlara kontrolsüzce taşınıyor. Kadın emeği, çoğu zaman “zaten yapar”, “destek olur” varsayımıyla karşılıksızlaştırılıyor.
Dijitalleşme ise bu süreci hızlandırdı. “İki tıkla yapılır”, “zaten kısa bir iş” gibi ifadeler, uzmanlığın yıllar süren birikimini değersizleştiren bir dil üretiyor. Oysa her “kısa iş”, arkasında görünmeyen devasa bir tecrübenin ve zamanın sonucudur. Ucuzlatılan her emek, bir başkasının hakkını da aşağı çeker. Sömürü sadece bireyi değil, mesleğin onurunu zayıflatır.
Geçim Derdi Olan Birine “Gönüllülük” Önerilemez
Yeni başlayanlar, kariyerini kurmaya çalışanlar, özellikle kadınlar… Hepsinin ortak bir gerçeği var: Ödenmesi gereken faturalar ve ertelenemeyen ihtiyaçlar. Birçok kişi “olsun, bir yerden başlayayım” diyerek bu teklifleri kabul ettiğinde, sistem kendini yeniden üretiyor. Geçim derdi olan birine “gönüllülük” önermek, bir seçenek değil, açık bir dayatmadır.
Çözüm İçin Üç Temel Sınır:
- Kavramsal Ayrışma: Profesyonel işlerin gönüllülük adı altında yürütülmesi durdurulmalıdır. Gönüllülük; süreli, sınırları net ve tanımı açık bir katkı alanıdır. Bütçesi olmayan iş, gönüllülük değil; planlama sorunudur.
- Somut Kazanım: Eğer gerçekten bir “görünürlük” kazanımı sunuluyorsa, bu açıkça tanımlanmalı; ne kadar süre, ne tür çıktı ve hangi haklar? Belirsiz vaatler, sömürünün en geniş alanıdır.
- Hibrit Modeller: Tamamen ücretsiz çalışma yerine; kısmi ödeme, proje bazlı ücretlendirme gibi emeğin en azından gerçek bir karşılığının olduğu modeller geliştirilmelidir. Emeğin karşılığı küçük olabilir ama asla “sıfır” olmamalıdır.
Sonuç: Hayır Diyebilmek Bir Farkındalıktır
Sivil toplum güven üzerine kuruludur; gönüllülük bu güvenin taşıyıcısıdır, zayıflatıcısı değil. Gerçek bir sivil toplum yaklaşımı, gönüllüyü “ücretsiz çalışan” olarak değil, sürecin onurlu bir parçası olarak konumlandırır.
Bireylerin kendi sınırlarını koyabilmesi, bu sistemde bir zayıflık değil, bir öz saygı göstergesidir. “Hayır” diyebilmek, emeği ve etik duruşu korumaktır.
Eğer emeğin karşılığı yoksa, orada gönüllülükten değil, sömürüden söz edilir. Ve hiçbir iyi niyet, sömürüyü meşrulaştırmaz.






