Köşe Yazarları
Etik Pazarlama Neden Kazandırır?
Ceren Saltoğlu | Brand & Marketing Manager
Estetik sektörü, insanın en görünür ve en hassas alanına dokunur: bedenine, özgüvenine ve kimliğine. Bu nedenle bu alanda pazarlama yapmak yalnızca bir hizmeti tanıtmak değildir. Bir beklenti inşa etmek, bir duyguya temas etmek ve çoğu zaman bir dönüşüm vaadinde bulunmaktır.
Ben estetik sektöründe pazarlamanın, diğer sektörlere kıyasla çok daha yüksek bir etik sorumluluk taşıdığına inanıyorum. Çünkü burada satılan şey yalnızca bir operasyon değil; umut, değişim ve bazen de yeniden başlama arzusudur.
Sektörde en sık karşılaştığımız sorunlardan biri, kusursuzluk algısının pazarlama dili üzerinden agresif biçimde inşa edilmesidir. Filtrelenmiş görseller, abartılı vaatler, gerçek dışı iyileşme süreleri… Kısa vadede dikkat çekebilir. Ancak uzun vadede güveni zedeler. Benim için etik pazarlama, beklenti ile gerçek arasındaki mesafeyi dürüstçe yönetmektir. Çünkü hasta hayal kırıklığı yaşadığında kaybedilen sadece bir müşteri değil, marka itibarıdır.
Estetik pazarlamada en riskli strateji, kişinin eksiklik duygusunu kaşıyarak karar oluşturmaktır. “Bunu yaptırmazsan yetersiz kalırsın” ya da “Şu görünüm seni geri bırakıyor” gibi mesajlar kısa vadede dönüşüm getirebilir; ancak uzun vadede markayı zayıflatır. Ben pazarlamanın korku değil bilinç üretmesi gerektiğini düşünüyorum. Özgüven baskıyla değil, doğru bilgiyle güçlenir. Bir marka, hastasını eksik hissettirerek değil; bilinçli bir tercih yapmasını sağlayarak büyümelidir.
Etik pazarlamanın temelinde şeffaflık vardır. Gerçek hasta deneyimlerinin paylaşılması, açık fiyat politikası, net risk bilgilendirmesi ve operasyon sonrası sürecin doğru anlatılması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Dijital çağda bilgi saklanamaz. Saklanmaya çalışılan her detay, bir kriz potansiyeli taşır.
Kurumsal markalar şeffaflığı bir risk değil; güçlü bir rekabet avantajı olarak görmesi gerekir. Çünkü güven inşa etmek zor, kaybetmek ise saniyeler sürer.
Son yıllarda estetik sektöründe hekimlerin sosyal medyada agresif biçimde konumlandırıldığını görüyoruz. Elbette görünürlük önemli. Ancak uzmanlık ile popülerlik arasındaki denge doğru kurulmadığında marka uzun vadede zarar görür. Bir sağlık markasının gücü viral videolardan değil; uzmanlık derinliği, bilimsel yaklaşım ve hasta memnuniyetinden gelmelidir. Kişisel marka değerlidir, fakat kurumsal güven çok daha değerlidir.
Çoğu yönetici etik pazarlamanın ticari karşılığını sorgular. Oysa bence güven, en sürdürülebilir satış stratejisidir. Etik iletişim daha yüksek hasta memnuniyeti, daha güçlü referans zinciri, daha düşük kriz riski ve daha kalıcı marka değeri anlamına gelir. Kısa vadeli agresif kampanyalar ciro yaratabilir; ancak güven yaratan markalar gerçek değer yaratır.
Estetik sektöründe gerçek başarı, herkesin birbirine benzediği bir dünya yaratmak değildir. Gerçek başarı, kişinin kendini daha iyi hissettiği ama kimliğini kaybetmediği sonuçlar üretmektir. Ben pazarlamanın da bu vizyonu taşıması gerektiğine inanıyorum. Çünkü estetik dönüşüm vaat ederken insanın özünü korumayı unutmamalıdır. Etik pazarlama ise tam olarak bu dengeyi kurma sanatıdır.






