Köşe Yazarları
İş Bölümünün Kaybolan Değeri
Nagihan Cengiz Çelebi – trbusiness.de Türkiye Temsilcisi
İş bölümü, insanlık tarihinin sessiz ama en etkili devrimlerinden biridir. Toplumlar, bireylerin tek başına başaramayacağı işleri bir araya getirerek başardığında uygarlık ortaya çıkar.
Bu, yalnızca üretimin değil, güvenin ve dayanışmanın da temelidir. Bugün ise hem ulusal hem de küresel ölçekte iş bölümünün ruhunu kaybettiğimiz bir dönemdeyiz. Herkes her işi yapmaya çalışıyor, ama hiçbir şey tam olmuyor.
Modern iş dünyasında verimlilik düşüyor, kurumsal aidiyet zayıflıyor ve tükenmişlik yaygınlaşıyor.
Temel neden: net bir iş bölümü ve bilgiye dayalı uzmanlaşma yok. İş bölümü, yalnızca görev dağılımı değildir; bir kurumun veya toplumun bilgiye, eğitime ve liyakate verdiği değerin aynasıdır. İnsanlar kendi alanlarında yetkin olduğunda güven doğar; güven ise üretkenliğin sessiz ama en güçlü motorudur.
Dünya genelinde güçlü ekonomiler, uzmanlığı kutsar. Almanya’da bir teknisyen, Japonya’da bir mühendis ya da Norveç’te bir öğretmen yıllarını kendi alanında ustalaşmaya verir.
Eğitim sistemleri, iş gücü politikaları ve kurumsal kültürler bu derinleşmeye olanak sağlar.
Bilgiye, deneyime ve sürekli öğrenmeye verilen değer, yalnızca ekonomik değil, toplumsal güç yaratır.
Bizim coğrafyamızda ise çoğu zaman “hallederiz”, “kervan yolda düzülür” kültürü hâkimdir. Eğitim, bilgi ve deneyim yerine çabuk çözümler tercih edilir.
Oysa bilgi sabırla, merakla ve sistemle gelişir. İş bölümü olmayan yerde bu cesaret kök salamaz; kurum kültürü ve markalaşma olamaz, bilgi ikinci plana düşer ve gelişme durur.
Dijitalleşen, yapay zekânın iş tanımlarını yeniden şekillendirdiği bir dünyada artık kimse her şeyi yapamaz. Küresel rekabet derinlik ister. Bir ülke veya kurum, hangi alanda güçlü olduğunu net tanımlayabiliyorsa, fark yaratabilir.
İş bölümünün özü budur: kimin neyi neden yaptığını bilmek.
İş bölümünü yeniden hatırlamak, emeğe ve bilgiye saygı duymaktır. Kurumlar içinse bu, uzun vadeli sürdürülebilirliğin temel stratejisidir. Çünkü bilgiye dayalı sistemler kişilere değil ilkelere dayanır; ilke varsa güven olur, güven varsa büyüme kaçınılmazdır.
Bugünün iş dünyasında en büyük yatırım, teknolojiye değil bilgiye, binalara değil insana yapılmalıdır.
Somut örneğini Hatay’da çok acı biçimde yaşadık. Her sistem, insanın emeği, etik değerleri ve ahlakı kadar sağlamdır.
İş bölümü, insanı merkeze koymak demektir. Hiçbir büyük başarı, herkesin aynı işi yaptığı yerde doğmaz. Herkes kendi işini en iyi yaptığı yerde doğar. Şeffaf, hesap verebilir işletme olmanın temeli de iş bölümünden geçer.
Şimdi düşünün: Kurumunuzda, ekibinizde ve kendi iş hayatınızda iş bölümünü gerçekten işletiyor musunuz?
Evet, belki insan kaynağı maliyetiniz artar fakat sonuca baktığınızda riske attığınız şeylerin toplam maliyeti insan kaynağı maliyetinizi geçmeyecektir.
Bilgiye, eğitime ve uzmanlığa yatırım yapmadığınız sürece iş bölümünüz sürdürülebilir olamaz.
İşte bu yüzden iş bölümü, modern dünyada yalnızca verimlilik değil, dayanışmanın ve geleceğin garantisidir.





