Yeni Nesil İşler
“Sosyal Medya Bir Araç, Asıl Güç Değer ve Güven”
17 yaşında tek başına Almanya’ya gelen Laman Guliyeva, kendi deneyiminden yola çıkarak yüz binlerce kişiye ulaşan bir dil eğitim ekosistemi kurdu. Hikayesini ve başarılı olmanın şifrelerini bizler için paylaştı.
Röportaj: Nagihan Cengiz Çelebi
Azerbaycan’dan Almanya’ya uzanan yolculuğunda dilin dönüştürücü gücünü bizzat deneyimleyen Laman Guliyeva, bugün bu deneyimi başkalarının hayatına dokunan bir misyona dönüştürüyor.
Sosyal medya üzerinden kurduğu güçlü topluluk, online dil okulu ve yazdığı kitaplarla klasik eğitim anlayışının ötesine geçen Guliyeva, yalnızca Almanca öğretmiyor; aynı zamanda insanların yeni bir ülkede kendilerine güvenle yer bulmalarına rehberlik ediyor.
Onun hikâyesi, bireysel cesaretin nasıl ölçeklenebilir bir etkiye dönüşebileceğini ortaya koyuyor.
İyi okumalar…
Leman, bize biraz kendinden bahseder misin?
Benim adım Laman Guliyeva. Azerbaycan – Bakü doğumluyum.
17 yaşımda tek başıma Almanya’ya geldim. Yanımda ne ailem ne de bir tanıdığım vardı. Bu adım beni erken yaşta şekillendirdi. Aynı zamanda dilin, uyum sağlama yeteneğinin ve içsel gücün ne kadar önemli olduğunu gösterdi.
Öncelikle Bonn’da ekonomi alanında eğitim almaya başladım ve ardından Darmstadt Teknik Üniversitesi’nde pedagoji okudum.
Bugün eğitimle girişimciliği birleştiriyorum. Sosyal medyada Almanca öğretimi üzerine içerikler oluşturuyorum ve kendi online dil okulumu kurdum. 2019’dan bu yana Almanca öğretiyorum ve bu süreçte klasik ders formatlarının çok ötesine geçen uluslararası bir topluluk oluşturdum.
“Kendi deneyimim, mesleki yönümü bulmamı sağladı.”
Platformlarım üzerinden, 230.000’den fazla takipçiye sahip Instagram ve TikTok’ta her gün dünyanın dört bir yanından insanlara ulaşıyorum. Bu insanlar sadece Almanca öğrenmek istemiyor, aynı zamanda dili gerçekten anlamak ve günlük hayatta kullanmak istiyor.
Ayrıca Almanca öğrenmeye yönelik iki kitap yazdım. Bu kitaplar, öğrencilerin dili sistemli ve pratik bir şekilde öğrenmesine yardımcı oluyor.
Almanca öğretmeni olma yolun, daha çok bir “göç hikayesi” miydi yoksa bilinçli bir kariyer tercihi mi?

Bence ikisi de. Hikayem bir göç deneyimiyle başladı. Bu süreçte, dilin ne kadar belirleyici olduğunu anladım. Dil olmadan günlük hayatta sınırlısınız ama dil olduğunda bir anda tüm kapılar açılıyor.
“Dil olmadan sınırlısınız, dil olduğunda tüm kapılar açılır.”
Aynı zamanda bu bilinçli bir karardı. Bir yandan kendim almanca öğrenirken, diğer yandan başkalarına da bu yolu daha hızlı ve kolay geçmeleri için yardımcı olmak istedim.
Böylece kişisel deneyimlerimden mesleki yönümü buldum. Bugün işimi sadece ders vermek olarak görmüyor, aynı zamanda Almanya’da kendi hayatını kurmak isteyen insanlara destek olmak olarak görüyorum.
Sosyal medya kanalları kurmaya nasıl karar verdin ve ilk içeriğin neydi?
Sosyal medya kanalları kurma kararı başlangıçta stratejik değildi. Çok basit bir gözlemden doğdu: Birçok insan Almanca öğreniyor ama günlük hayatta dili gerçekten anlayamıyor.
Klasik öğrenme yöntemlerinin çoğu zaman fazla teorik olduğunu ve gerçek hayatı yansıtmadığını gördüm. Tam da burada devreye girmek istedim.
İlk içeriklerim çok basit ve samimiydi. Günlük hayattan örneklerle kısa videolar yaptım ve net ve anlaşılır bir dil kullandım.
Zamanla bu yaklaşımın insanlarda karşılık bulduğunu fark ettim. Amacım sadece bilgi vermek değil, güven oluşturmak ve öğrenenlere “ben de yapabilirim” hissini vermekti.
Basit bir fikir olarak başlayan şey, bugün güçlü bir topluluğa ve net bir misyona sahip ölçeklenebilir bir eğitim projesine dönüştü:
Sence günümüzde bir dili online öğrenmek mi daha kolay, yoksa sınıf ortamında mı?

Bence online öğrenme özellikle çok etkili. Tabii kişinin odaklanmaya ve bağımsız çalışmaya hazır olması gerekiyor.
Online öğrenme büyük bir esneklik sağlar ve kişinin kendi hızında ilerlemesine imkân tanır. Disiplinli ve hedefleri net olan biri, bu şekilde klasik eğitime göre daha hızlı ilerleyebilir.
Sınıf ortamı ise daha çok dış yapı ve düzen ihtiyacı olan kişiler için uygundur. Kendini organize etmekte veya odaklanmakta zorlananlar için belirli bir çerçeve sunar.
Sonuç olarak mesele format değil, kişinin karakteri ve öğrenme tarzıdır.
Geleneksel eğitimde sadece dersini verir gidersin ama sosyal medyada içerik üretmek, video kurgulamak, algoritmayı anlamak gerekiyor. Bu zor değil mi?
Başlangıçta elbette zordu. Çünkü bir anda sadece öğretmen değil, aynı zamanda içerik üreticisi ve stratejist olmak zorundaydım.
Ama tam da bu işimi heyecan verici kılıyor.
“Sosyal medya bir araç, asıl mesele insanlara değer sunmak.”
Sosyal medyayı eğitimden ayrı görmüyor; onun bir uzantısı olarak görüyorum. Bilgiyi insanlara ulaştıracak şekilde sunmak gerekiyor ve bunun için algoritmanın nasıl çalıştığını anlamak şart.
Zamanla içerik yapılandırmayı, hangi formatların işe yaradığını ve bir topluluğun nasıl oluşturulduğunu öğrendim. Bu sadece algoritma meselesi değil; asıl mesele değer ve güven.
Bugün artık zor gelmiyor. Aksine markam üzerinde kontrol sahibiyim. Bu da bana klasik eğitimde olmayan bir özgürlük veriyor.
Ne zaman “başardım” dedin? Sosyal medyada büyüyeceğini ne zaman hissettin?

Sosyal medyada sürdürülebilir büyüme hiçbir zaman tek bir faktöre bağlı değil; her zaman bir kombinasyondur.
Benim için en önemli unsur insanların gerçek ihtiyacıydı. Takipçilerimin çoğu aynı sorunu yaşıyordu: Almanca öğreniyorlar ama günlük hayatta kendilerini güvensiz hissediyorlar. Bu boşluğu fark ettim.
Buna uygun bilgilendirici ve pratik içerik ürettim gerektiğini düşündüm.
“Algoritma değil, insanların gerçek ihtiyacı büyümeyi sağlar.”
Algoritma bir rol oynuyor ama daha çok güçlendirici bir faktör. İçerik gerçekten değerliyse, algoritma onun daha fazla kişiye ulaşmasını sağlar.
Sosyal medyayı bir şans işi değil, bir sistem olarak görüyorum. İnsanların ihtiyaçlarını anlayan ve sürekli kaliteli içerik sunan biri uzun vadede büyür.
Büyümeni en çok ne etkiledi: algoritma mı, doğru içerik mi yoksa insanların bu bilgiye aç olması mı?
“Başardım” dediğim an belirli bir takipçi sayısıyla ilgili değildi.
İnsanların içeriklerim sayesinde gerçekten değişim yaşadığını fark ettiğim andı. Öğrenciler bana yazıp günlük hayatta daha özgüvenli olduklarını, daha iyi anladıklarını söylediklerinde, anlamlı bir şey inşa ettiğimi anladım.
Sosyal medyada büyüyeceğimi ise içeriklerimin sadece izlenmediğini, gerçekten ihtiyaç duyulduğunu fark ettiğimde hissettim.
Benim için büyüme sadece rakam değil. Gerçek büyüme, erişimin güvene dönüşmesiyle başlar.
Bir gün uyanıyorsun ve sosyal medya yok. Ne hissedersin?
İlk anda tabii ki şok olurum, çünkü işimin ve topluluğumun büyük bir kısmı buna bağlı.
Ama aynı zamanda bunu yeni bir fırsat olarak görürüm.
“Sosyal medya olmazsa da insanlara ulaşmanın bir yolunu bulurum.”
Çünkü işimi sadece sosyal medya üzerine kurmadım; bilgi, deneyim ve insanlarla kurduğum gerçek bağ üzerine kurdum. Bunlar platformdan bağımsızdır.
Sosyal medya olmasa bile insanlara ulaşmanın başka yollarını bulurum.
Benim için sosyal medya bir araçtır, kimliğimin ya da başarımın temeli değil.






