SÖYLEŞİ
“Franchise, Türk Markaları İçin Almanya’da Kalıcı Büyümenin En Güçlü Modelidir”
Türkiye’de franchising kültürünün kurumsallaşmasına öncülük eden isimlerden Özhan Erem’e göre franchise, yalnızca şubeleşme modeli değil; markalar için sistemli büyüme, yatırımcılar için daha kontrollü girişimcilik, ülkeler için ise kalıcı ekonomik etki üreten güçlü bir yapı. Erem, Almanya’nın Türk markaları için sadece bir ihracat pazarı değil, aynı zamanda Avrupa’ya açılan stratejik bir eşik olduğunu vurguluyor.
Söyleşi: Harun Yazıcı
Yaklaşık 40 yıllık iş hayatı boyunca fuarcılık, sektörel yayıncılık, TV kanalı, organizasyon, yatırımcı ilişkileri ve iş geliştirme alanlarında çalışan Özhan Erem, son 22 yıldır odağını franchise ekosistemine vermiş durumda.
Kurucusu olduğu platformlar, fuarlar, medya gücü ve yatırımcı-veri altyapısıyla franchisingi sadece fuar günlerine sıkışan bir alan olmaktan çıkarıp yıl boyu yaşayan bir iş geliştirme sistemine dönüştüren Erem, bugün hem Türk markalarına hem de yatırımcılara net bir çağrı yapıyor: “Franchise, doğru kurulduğunda yalnızca büyüme değil, kalıcı değer üretir.”
Özhan Erem’le franchise sektörünü ve Türk markalarının Almanya’ya açılma stratejilerini konuştuk.
Özhan bey, okuyucularımıza kendinizi nasıl anlatırsınız? Özhan Erem Kimdir?
Yaklaşık 40 yılı aşan iş hayatım boyunca fuarcılık, yayıncılık, medya, organizasyon, yatırımcı ilişkileri ve iş geliştirme alanlarında çalıştım. Son 22 yılda ise odağımın önemli bir kısmını çok net biçimde franchise ekosistemine yönlendirdim.
Bugün yaptığımız işin özü, markalarla yatırımcıları yalnızca buluşturmak değil; onları doğru veri, doğru zemin ve doğru beklentiyle bir araya getirmektir.
Sizi franchising alanına taşıyan temel motivasyon neydi?

Franchise, doğru kurulduğunda hem marka için ölçeklenebilir büyüme hem yatırımcı için daha kontrollü girişimcilik üretir. Yıllar boyunca şunu gördüm: Markalar büyümek istiyor, yatırımcılar güvenli bir model arıyor, ancak iki taraf arasında sistemli ve sürdürülebilir çalışan köprüler her zaman yeterince güçlü kurulamıyor. Biz bu eksikliği gördük ve buna uygun bir yapı inşa ettik.
“Sürdürülebilir ve güçlü köprüler kurmak gerekiyor.”
“Franchise ekosistemi” derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?
Ben franchisingi yalnızca fuar alanında başlayan bir süreç olarak görmüyorum. Fuar, dijital portal, yatırımcı veri tabanı, içerik üretimi, medya görünürlüğü ve doğru eşleştirme mekanizmaları birlikte çalışıyorsa, orada gerçek bir ekosistem vardır.
Bizim kurduğumuz yapı da tam olarak budur: sadece etkinlik değil, yıl boyu yaşayan bir iş geliştirme zemini.
‘’Bayim Olur musun’’ bu yapının neresinde duruyor?
Bayim Olur musun, artık sadece bir fuar değil; markalarla yatırımcıların buluştuğu, uluslararası ilişkilerin geliştiği ve etkisi yıl boyunca devam eden güçlü bir platformdur.
Biz burada yalnızca stant satmıyoruz; markalara görünürlük, yatırımcı erişimi ve iş geliştirme zemini sunuyoruz. Yatırımcıya da seçenek, karşılaştırma ve yön sağlıyoruz.
Markaların en sık yaptığı hata nedir?
En büyük hata, franchise vermeyi sadece şube çoğaltmak sanmalarıdır. Oysa franchise; eğitim, denetim, tedarik, operasyon disiplini ve franchisee’nin para kazanabileceği bir sistem kurmak demektir. Kendi modelini tam oturtmadan franchise satışına çıkan markalar, kısa vadede büyümüş gibi görünse de orta vadede ciddi sorunlarla karşılaşır.
“Franchise vermek sadece şube çoğaltmak değildir”
Peki yatırımcılar en sık hangi hataları yapıyor?
Yatırımcı tarafında en büyük hata, markanın cazibesine kapılıp işin matematiğini ikinci plana atmaktır. Oysa doğru sıralama şudur: lokasyon, demografi, sektör, marka.
Franchise yatırımında heyecan önemlidir; ancak kararın temelini görünür kârlılık, yönetilebilir risk ve merkez ofisin gerçek desteği oluşturmalıdır.
Almanya, Türk markaları açısından neden bu kadar önemli?
Çünkü Almanya, Türk markaları için sadece bir ihracat pazarı değil; aynı zamanda güçlü diaspora yapısı, girişimci potansiyeli ve Avrupa’ya açılan stratejik bir kapıdır. Ancak Almanya’ya gitmek, Türkiye’deki modeli birebir taşımak anlamına gelmez. Bu pazar ayrı bir hazırlık, ayrı bir disiplin ve yerel gerçekliği iyi okuyan bir yaklaşım ister.
Sizce bu noktada trbusiness.de nasıl bir rol oynayabilir?
Çok önemli bir rol oynayabilir. trbusiness.de olarak Türk markalarının Almanya’ya açılımını kolaylaştıracak bir proje hazırlığında olduğunuzu biliyorum ve bunu çok kıymetli buluyorum. Çünkü yeni bir pazara girişte yalnızca görünürlük yetmez; doğru bilgi, doğru yönlendirme, yerel bağlantılar ve güvenilir bir rehberlik zemini gerekir.
“Güvenilir bir rehberlik işleri çok kolaylaştırır.”
Türk markalarının Almanya yolculuğunda bu tür kolaylaştırıcı platformlar ciddi değer üretir.
Almanya’daki Türk iş insanları için nasıl bir fırsat görüyorsunuz?

Almanya’da yaşayan Türk iş insanlarının çok başarılı tekil işletmeleri var. Bunların içinden uygun olanların franchise’a ilk adımı atmaları, önce Almanya içinde zincirleşmeleri, ardından Avrupa ve dünyaya açılmaları işten bile değil. Çünkü mesele artık sadece iyi bir işletme kurmak değil; o işletmeyi tekrarlanabilir, standartlaştırılabilir ve büyütülebilir bir modele dönüştürmektir.
“Almanya, markaların tüm Avrupa’ya açılmasında kilit ülke.”
Doğru sistem kurulduğunda, yerelden doğan bir başarı hikâyesi çok kısa sürede uluslararası ölçekte konuşulan bir markaya dönüşebilir.
Siz “kalıcı ihracat” tan sıklıkla bahsediyorsunuz. Bu kavram tam olarak ne anlama geliyor?
Bir ülkeye ürün satmak elbette önemlidir. Ancak o ülkede franchise mağazalarıyla var olmak çok daha derin bir etki yaratır. Çünkü artık yalnızca ürün değil; marka, deneyim, hizmet standardı ve süreklilik ihraç ediyorsunuz. Ben buna kalıcı ihracat diyorum.
Bu model, Türk markalarının yurt dışında daha görünür, daha sürdürülebilir ve daha güçlü hale gelmesini sağlar.
Son olarak hem markalara hem yatırımcılara vermek istediğiniz ortak mesaj nedir?
Franchise kestirme bir yol değildir; doğru kurulduğunda çok güçlü sonuçlar üreten disiplinli bir büyüme modelidir.
“Kalıcı değer için doğru soruları sormak gerekir.”
Markalar sistem kurmaya, yatırımcılar ise doğru soruları sormaya odaklanırsa, ortaya sadece ticaret değil, kalıcı değer çıkar. Biz yıllardır tam da bunun için çalışıyoruz.






