Connect with us

Köşe Yazarları

Mikrofon Kadınlar, Gölge Adamlar ve Bizim Sessiz Çığlıklarımız!

Nagihan Cengiz Çelebi

Published

on

Nagihan Cengiz Çelebi | trbusiness.de Türkiye Temsilcisi

Bir salondayım. Kürsüde unvanların gölgesinde bir kadın sunum için sırasını bekliyor. Elinde mikrofon var ama iradesi ipotekli. O bir kelime sarf edecekken, yanındaki erkek figürü adeta bir “tercüman” edasıyla araya sızıyor. Kadın cümleye başlıyor, başladığı cümleyi “gölge” tamamlıyor; kadın devam ediyor, “gölge” devreye giriyor. Kadın aslında bir lider (incitmemek için isim ve kuruluş paylaşmıyorum) fakat bakıyorum; orada bir lider yok, orada birinin iznine tabi kılınmış bir “temsil” var. Sahnedeki bu kurgu, kadını özne olmaktan çıkarıp sadece “dekor” haline getiren koca bir yalandır.

Bu manzara, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’ne de vesile olan 1857’de New York’ta dokuma tezgahlarının başında can veren kadınların mirasına ihanettir. O gün fabrikalara kilitlenen bedenlerdi; bugün prangalanan ise kadının özgün beyanı ve karar gücüdür.

Gündüzün Maskesi, Gecenin Köleliği

Kime gitseniz ezberlenmiş “kadın hakları” nakaratını okur. Peki ya bu riyakârlığın faturası? Salonlarda “strateji” anlatan kadın ile tarlada çapa yapan; okulda eğitim gören ile aynı yaşta olmasına rağmen çocuğuna bakan; şiddet faili ile evlendirilmeye zorlanan ile meclis kürsüsünde konuşan kadın arasında kıldan ince bir fark var. Uykuya yenik düşene kadar süren bu bitmek bilmeyen mesai, kadının kendi varlığına dair tek bir nefeslik alan bırakmıyor. Kurumsal dünyada “başarı” tabelaları asılırken; o binaların harcında, evinde yorgunluktan tükenen kadının çalınmış zamanı var.

Rakamların Çıplak Dehşeti

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun raporuna göre; 1 Ocak – 31 Aralık 2025 tarihleri arasında en az 391 kadın erkekler tarafından katledilmiştir. Bu vakaların 297’si kadın cinayeti, 94’ü ise şüpheli ölüm olarak kaydedilmiştir. Cinayete kurban giden kadınların 165’inin evli, 100’ünün bekar, 38’inin boşanmış, 10’unun dini nikahla birlikte yaşadığı tespit edilmiştir. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2026 Şubat ayı raporuna göre ise erkekler tarafından 23 kadın öldürüldü, 29 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.

2026’nın henüz ilk aylarında ise hafızalarımıza kazınan o taze sızı: Aynı isim, aynı son; iki Fatma Nur Çelik. Sahnede kadının sözünü gasp eden o nobran öz güven ile sokakta kadının soluğunu kesen o vahşet, aynı hastalıklı kökten besleniyor: Mülkiyet saplantısı. “Senin sesin benim yankım, senin canın benim lütfum” diyen bu karanlık zihniyet; on binlerce çocuğun istismara uğradığı o derin uçurumu da bizzat kendi elleriyle kazıyor.

Bir Avuç Şampuan: Görünmeyen Uçurumun İspatı

Kürsüde kadının sözünü kesen o “görmezden gelme” hali ile toplumun en altındaki o derin yoksullukta kadını ve çocuğu görmeyen göz aynıdır. Bir sivil toplum kuruluşunun göreviyle gittiğim, beş yıldızlı bir otelde düzenlenen o iki günlük çalıştayı hatırlıyorum. Banyolarda dokunulmadan bırakılan onlarca şampuan, duş jeli ve krem vardı. Ortak mesaj grubundan bir rica ilettim: “Kullanmadıklarınızı bana getirin.” Toplantı masalarında sahipsiz kalan 100’e yakın kurşun kalemi tek tek topladım. Otelden bir bavul dolusu kişisel bakım ürünü ve kalemle ayrıldım.

Kişisel bakım ürünlerini Hatay’da özel eğitim veren bir öğretmene, kalemleri ise sınır köyündeki bir okula gönderdim. Öğretmenimizin o gün kurduğu cümle, bu ülkenin asıl sorunudur: “Bazı öğrencilerim hayatında ilk kez şampuan kullandı.” Sizin 15 santimetrelik plastik atığınız, bu coğrafyada bir çocuğun hayali olabiliyor. İşte kürsüde kadının iradesini gasp eden o “vasi” düzeni, aynı zamanda bir kurşun kalemi bir çocuğa “ulaşılamaz bir nimet” kılan adaletsizliğin de besleyicisidir. Cebinden tek kuruş çıkmadan, sadece “görerek” yarattığım bu kelebek etkisi, aslında sistemin koca bir ayıbıdır.

Gören, duyan, sessiz kalmayan olun!

Gören, duyan nesiller yetiştirin, adil olsunlar, sessiz kalmasınlar!

Gölgenizi Üstümüzden Çekin!

Burada mesele sadece kadın ya da erkek değil, bugün burada feminist bir manifesto yazmıyorum; mesele eğitimin ya da eğitimsizliğin bizi getirdiği yerdir. Bugün bu yazımı bir vatandaş olarak yazıyorum, saplanıp kaldığımız bu karanlığı görmek zorundayız. Kadının gelişmediği bir toplumda çocuk gelişmez, sistem düzelmez. Kadınlar soracak, sorgulayacak ki; güç sahipleri yaptıkları hatada bir soru sorma mekanizması olduğunu bilecek, kendine çekidüzen verecek!

En açık haliyle söyleyebilirim ki; şimdi sahip olduğum eğitime zamanında ulaşsaydım, bugüne kadar yaptığım hataları yapmaz; daha çok soran, daha çok okuyan, kendimden başlayarak en çok eleştiren olurdum. Ben etik nedir, eleştirel yaklaşım nedir üniversite ile ömrümün yarısında öğrendim. Şimdi bildiklerimi zamanında öğrenseydim aynı hataları yapar mıydım?

Sofradaki yerini hâlâ öküzümüzden sonraya koyduğunuz o kadınlara omuz vermezseniz; ahlaklı, hak gözeten, merhametli, sağduyulu ve vicdanlı bir gelecek beklemeyin. Zalim bir sistem, sadece yeni zalimler doğurur. Bir nesli daha feda etmeyelim.

Bu 8 Mart’ta bize sahte övgüler düzmeyin, küçük ev aletleri almayın. Eğer bir hediye almak isterseniz eğitimlere kayıt yaptırın, üniversite harcını ödeyin, kurslara gitmesi için teşvik edin, kitap alın, okuması için evde zaman ve mekan yaratın… Gölgemize basmayın; baba evinde ayrı, okulda ayrı, koca evinde ayrı, iş yerinde ayrı ayrı basıyorlar zaten, yük değil yol olun, yoldaş olun. Çünkü biz, başkasının cümlesini tamamlayan birer “nesne” değil; kendi hayatının imzasını atan tek “özne” olmak istiyoruz.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Are you human? Please solve:Captcha


Son Haberler

Köşe Yazarları5 saat önce

Almanya’da En İyi Teklif Neden Artık Kaybediyor?

Onur Kurtay | Nexon Global Strategy Office Kurucusu Yıllardır Türk ihracatçıların zihninde sabit bir denklem vardı;  Almanya iyi ürünü, doğru...

Köşe Yazarları1 gün önce

Avrupa’da En Çok Hangi Türk Ürünleri Talep Görüyor?

Gülay Yıldırım Kavak | trbusiness.de Pazarlama Direktörü Trbusiness İhracat Rehberi | Bölüm 3 Avrupa’ya ihracat yapmak isteyen Türk firmalarının önemli avantajları...

Köşe Yazarları3 gün önce

Franchise Sözleşmesi Öncesi Yatırımcıya Hangi Bilgiler Verilmeli?

Dr. Hasan Işık | İş ve Ticaret Hukuku Avukatı Her franchise sözleşmesinden önce taraflar arasında bir görüşme yapılır. Hukuki açıdan...

Köşe Yazarları5 gün önce

Globalleşme Neden Cesaretten Ziyade Strateji Gerektirir?

Yeşim Çevik | trbusiness.de Almanya Temsilcisi “Haydi, Amerika pazarına giriyoruz!” İlk bakışta kulağa gerçekten hoş gelen cümleler vardır. Büyüme, globalleşme...

Almanya Girişimci Rehberi6 gün önce

Almanya’da Kimler Şirket Kurabilir? 2026 Güncel Rehber

Almanya'da şirket kurmak isteyen Türk vatandaşları için 2026 güncel rehber: Kimler şirket açabilir, hangi oturum izniyle girişim yapılabilir, Chancenkarte sahipleri...

Köşe Yazarları1 hafta önce

İlk Hedef Ülke Nasıl Seçilir? Almanya mı, Hollanda mı, Polonya mı?

Gülay Yıldırım Kavak | trbusiness.de Pazarlama Müdürü Trbusiness İhracat Rehberi | Bölüm 2 İhracat Rehberi’nin birinci bölümünü buradan okuyabilirsiniz. Avrupa’ya...

Köşe Yazarları2 hafta önce

Yeni Çağın Kurumsal Zorunluluğu: Dijital Markalaşma

Mürsel Ferhat Sağlam | Branding Türkiye Kurucusu Sanayi Devrimi’nden bu yana üretim araçları yenilendi, teknolojiler evrildi, tüketim alışkanlıkları değişti. Fakat...

SÖYLEŞİ2 hafta önce

“Teknolojik Dönüşüm Artık Yıllarla Değil, Aylarla Ölçülüyor”

TSMC Holding Yönetim Kurulu Üyesi Celalettin Kayahan, tekstil sektöründen yüksek teknoloji girişimlerine uzanan iş yolculuğunu, DronePortX'in geleceğini, yapay zekâ destekli...

Köşe Yazarları2 hafta önce

Almanya’ya İhracat Yapılmaz; Sistem Kurulur

Onur Kurtay | Nexon Global Strategy Office Kurucusu Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülke Almanya.Bu veri yıllardır değişmiyor. Hacim artıyor, rakamlar...

Haber2 hafta önce

“Şeker” Gibi Vergi!

Almanya'da şeker vergisi yeniden gündemde. Federal hükümet, şekerli içeceklere getirilmesi planlanan yeni vergiyle yılda yaklaşık 650 milyon euro gelir elde...