SÖYLEŞİ
“Türk İş İnsanları Avrupa Ekonomisinin Hissedarıdır”
Avrupa’da Türk iş insanlarının artan etkisini, Almanya’daki fırsatları ve yeni nesil girişimciliğin yönünü ATİAD Başkanı Aziz Sarıyar’la konuştuk.
Söyleşi: Yeşim Çevik
Avrupa’da yükselen Türk iş dünyasının dönüşümünü ve artan etkisini mercek altına aldığımız bu özel söyleşide, hukuk alanındaki uzmanlığı ve kurumsal vizyonuyla öne çıkan bir ismi ağırlıyoruz.
Türk girişimcilerin Avrupa ekonomisindeki konumunun nasıl “katılımcılıktan hissedarlığa” evrildiğini, karşılaşılan yapısal zorlukları ve yeni neslin yönünü tüm boyutlarıyla ele alıyoruz.
ATİAD(Avrupa Türk İş İnsanları Derneği) Başkanlığı görevini de yürüten Aziz Sarıyar’la gerçekleştirdiğimiz bu kapsamlı röportaj, Türk iş insanlarının Avrupa’daki stratejik rolüne dair önemli bir perspektif sunuyor.
İyi okumalar.
Aziz Bey, söyleşimize sizi tanıyarak başlayalım.
Hukuk eğitimimi Philipps-Universität Marburg’da tamamlamış ve tüm mesleki kariyerini Alman hukuk sisteminin dinamikleri üzerine inşa etmiş bir hukukçuyum. Uzun yıllardır yönetimini üstlendiğim Sarıyar & Kollegen bünyesinde, özellikle Alman Ticaret ve Şirketler Hukuku alanındaki uzmanlığımla işletmelerin bu yapı içindeki stratejik yolculuklarına eşlik ediyorum.
“Avrupa’da kalıcı başarının yolu, kurumsallaşma ve hukuki altyapıdan geçer.”
Temel önceliğim, şirketlerin Almanya’daki hukuki zeminlerini sağlamlaştırmak ve yerel mevzuatın sunduğu imkânları en doğru rehberlikle onlara aktarmaktır. Bugün bu hukuki birikimimi, ATİAD başkanı sıfatıyla yürüterek; iş dünyamızın Avrupa’daki kurumsal temsilini daha profesyonel ve vizyoner bir seviyeye taşımayı hedefliyorum.
ATİAD’ın bugün Avrupa’daki Türk iş dünyası için en kritik misyonu nedir?
ATİAD’ın temel misyonu, Türk iş dünyasını “reaksiyon gösteren” bir yapıdan, “proaktif bir oyun kurucu” seviyesine taşımaktır. Bunu sadece bir STK söylemiyle değil, ticari ve hukuki temeller üzerine inşa ediyoruz:
- Lobi ve Temsil: Bireysel başarıları kurumsal bir güce dönüştürerek, Avrupalı karar vericiler nezdinde iş insanlarımızın haklarını savunuyoruz.
- Mevzuat Uyumu: AB’nin karmaşık ticari regülasyonları karşısında girişimcilerimize bir “stratejik navigasyon” sunuyoruz.
- Sermaye Köprüsü: Türkiye ve Avrupa arasındaki ilişkiyi sadece alım-satım düzeyinden çıkarıp, ortak yatırımlar ve teknoloji transferi zeminine oturtuyoruz.
Avrupa’daki Türk girişimcilerin ekonomik etkisi giderek artıyor. Peki bu bağlamda, sizin rolünüz nasıl evriliyor?
Rolümüz artık bir “tamamlayıcı” unsur olmaktan çıkıp, sistemin işleyişi için vazgeçilmez bir “temel taş” haline gelmiştir. Geçmişteki emek yoğun sektörlerden, bugün biyoteknoloji, ileri mühendislik, yazılım ve hukuk gibi yüksek katma değerli alanlara geçiş yaptık.
Türk iş insanları artık Almanya ve Avrupa ekonomisinin sadece bir rengi değil, asli birer hissedarıdır.
ATİAD üyeleri arasında hangi sektörlerde büyüme görüyorsunuz? Yeni nesil nereye yöneliyor?
Lojistik ve hizmet sektöründeki geleneksel gücümüzü korurken; yenilenebilir enerji, dijital sağlık çözümleri ve e-ticaret altyapılarında devasa bir büyüme görüyoruz.
“Yeni nesil için pazar artık yerel değil, doğrudan küresel.”
Yeni nesil girişimcilerimiz ise aile şirketlerini modernize ederek yapay zeka destekli süreçlere ve global ölçekli start-up projelerine odaklanıyorlar. Onlar için sınır artık sadece yerel piyasa değil, tüm dünya.
Almanya’da iş adamlarımızın karşılaştığı en büyük zorluklar neler?

Almanya’nın en büyük handikapı, dijitalleşmesi geciken ağır bürokrasi ve karmaşık vergi mevzuatıdır.
Finansman tarafında ise bankacılık sisteminin “muhafazakâr” yapısı, hızlı büyüme potansiyeli olan dinamik Türk firmaları için bazen bir engel teşkil edebiliyor. Bir hukukçu olarak gözlemim; bu regülasyon bariyerlerini aşmanın tek yolunun tam kurumsallaşma ve profesyonel hukuki danışmanlık olduğudur.
İş yapma kültürü açısından Türklerle Almanların ortak ve ayrı özellikleri neler?
Alman iş kültürü mevzuat sadakati ve uzun vadeli planlamaya dayanırken; Türk iş kültürü çeviklik, esneklik ve kriz yönetme hızıyla fark yaratır.
“Alman disiplini ile Türk girişimci ruhu birleştiğinde gerçek güç ortaya çıkar.”
Her iki kültürün de ortak paydası, dürüstlük ve güvene dayalı iş ortaklıklarına verdiği değerdir. Başarının anahtarı, Alman disiplini ile Türk girişimci ruhunun o eşsiz sentezinde yatar.
Geleneksel olarak düzenlediğiniz Türk – Alman Ekonomi Günü iş dünyasına neler katıyor?
2009 yılından bu yana büyük bir titizlikle sürdürdüğümüz ve bu sene 9. kez gerçekleştireceğimiz Türk – Alman Ekonomi Günü, bizler için bir etkinlikten ziyade, her iki ülkenin emeklerini ve hedeflerini birleştiren kıymetli bir buluşma noktasıdır.
Bu platformu anlamlı kılan temel unsur; sadece teorik meselelerin konuşulduğu bir konferans değil, sahadaki iş insanlarımızın gerçek ihtiyaçlarını ve karşılaştıkları zorlukları doğrudan çözüm makamlarıyla paylaştıkları samimi bir köprü olmasıdır. Burada kurulan bağlar, ticari ortaklıkların ötesine geçerek hukuki ve insani bir güven zemininde, geleceğe uzanan yatırım koridorları inşa etmektedir.
Bu sene ise ortak geleceğimizi şekillendiren üç temel alanı; Yapay Zeka, Mobilite ve Sosyal Ekonomi başlıklarını odağımıza aldık. Bu alanlarda kıymetli uzmanları ve stratejistleri bir araya getirerek, sadece kendi coğrafyamızın değil, tüm dünyanın yöneldiği yeni ticaret anlayışını anlamaya ve anlatmaya çalışıyoruz. 18 Nisan, kartvizit değişiminin ötesinde; ortak bir aklın paylaşıldığı, genç girişimcilerimizin küresel hedeflerine rehberlik edildiği etkisi büyük bir dayanışma günüdür.
Son olarak, genç Türk girişimcilere ve Avrupa’da iş kurmak isteyenlere tavsiyeniz nedir?
Ticari cesaretinizi mutlaka sağlam bir hukuki ve kurumsal altyapıyla destekleyin. Kendi topluluğunuzun sınırlarını aşın; Alman ticaret odalarına, sektörel derneklere ve ATİAD gibi çatı kuruluşlara aktif olarak dahil olun.
“Yerel regülasyonlar oyunun kuralı.”
Avrupa pazarında kalıcı olmanın yolu, yerel regülasyonları bir engel değil, bir oyun kuralı olarak benimsemekten geçer.






