Haber
Yakın Gelecekte Alman Ekonomisini Ne Bekliyor?
Destatis ve küresel kuruluşların verileri, Alman ekonomisini önümüzdeki dönemde sınırlı büyüme, zayıf ihracat ve kritik siyasi kararların beklediğine işaret ediyor.
Avrupa’nın lokomotif ekonomisi Almanya, son iki yıldır yaşadığı durgunluğun ardından temkinli bir toparlanma sürecine girmiş durumda. Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis) ve uluslararası kuruluşların yayımladığı son veriler, ülke ekonomisinin resesyondan çıkış sinyalleri verdiğini ancak risklerin hâlâ masada olduğunu ortaya koyuyor.
Resesyon Geride mi Kalıyor?
Destatis verilerine göre Alman ekonomisi 2024 yılında yüzde 0,2 oranında küçülerek art arda ikinci kez daraldı. Bu tablo, Almanya’nın son 20 yıldaki en uzun durgunluk dönemlerinden biri olarak kayda geçti. Ancak 2025 yılına girilirken açıklanan öncü göstergeler, ekonomide sınırlı da olsa yeniden büyüme beklentisini güçlendirdi.
Uluslararası kuruluşlar, 2025 yılında Almanya ekonomisinin yüzde 0,2–0,4 aralığında büyümesini, 2026’da ise büyümenin yüzde 1’in üzerine çıkmasını öngörüyor. Bu, “hızlı toparlanma” değil; yavaş ve kademeli bir çıkış anlamına geliyor.
Alman Ekonomisini Zorlayan Temel Faktörler
Yakın geleceğe dair projeksiyonlarda üç temel başlık öne çıkıyor:
• Zayıf ihracat performansı:
Almanya’nın ihracata dayalı büyüme modeli, küresel talepteki yavaşlama ve Çin ile artan rekabet nedeniyle baskı altında. Sanayi üretimi özellikle otomotiv ve makine sektörlerinde eski ivmesini yakalayabilmiş değil.
• Yüksek maliyetler ve enerji sorunu:
Enerji fiyatları, iş gücü maliyetleri ve sıkı para politikası, şirket yatırımlarını sınırlayan başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Bu durum özel sektör yatırımlarının kısa vadede güçlü bir sıçrama yapmasını zorlaştırıyor.
• Küresel belirsizlikler:
Jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve küresel faiz politikaları Alman ekonomisinin dış şoklara karşı kırılganlığını artırıyor.
Siyasi Kararlar Ekonominin Yönünü Belirleyecek
Uzmanlar, Alman ekonomisinin geleceğinin yalnızca küresel koşullara değil, Berlin’in alacağı ekonomik ve mali politikalara da bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Bütçe disiplini, yatırım teşvikleri ve sanayi politikaları, 2026 sonrası büyüme hızını belirleyecek kritik başlıklar arasında yer alıyor.





