Köşe Yazarları
Almanya Pazarına Giriş Artık Daha Kolay
Sibel Arslan / İktisatçı & Mali Analist
Almanya pazarına açılmak artık eskisi kadar “uzak” değil. Ticaret Bakanlığı’nın son düzenlemesiyle, şirketlerin yurt dışı pazar araştırması yapması için gereken bürokratik yük hafifledi, kapılar daha geniş açıldı. Ulaşım ve konaklama giderlerinin yarısının desteklendiği bu yeni sistem, özellikle Almanya’ya adım atmak isteyen girişimcilere güçlü bir başlangıç fırsatı sunuyor.
Artık uzun ve karmaşık ihracat planlarıyla zaman kaybetmeden, sadece doğru hazırlanmış bir Pazar Araştırması Formu ile Avrupa’nın kalbine yürümek mümkün. Yeni düzenleme, cesareti olan her firmanın eline altın bir anahtar veriyor: “Doğru pazar, doğru temas, doğru zaman.” Artık hamle sırası sizde.
Almanya’ya Açılmak İsteyen Türk İşletmeleri İçin Sessiz Bir Dönüm Noktası
Uluslararası pazarlara açılma iddiası taşıyan her Türk işletmesinin ortak sorusu şudur: “Avrupa’ya adım atmak için doğru zemin ne zaman oluşur?”
Cevabı yıllardır değişmezdi; bürokratik hazırlıklar, uzun süren proje onay süreçleri, bütçe planlama zorunlulukları…
Ancak Ticaret Bakanlığı’nın 26 Kasım 2025 tarihli düzenleme değişikliği, bu sorunun altını sessizce ama güçlü şekilde yeniden çizdi.
Bakanlık, Yurt Dışı Pazar Araştırması desteğinde yıllardır tartışmaya neden olan “Onaylı İhracat Planı” zorunluluğunu tamamen kaldırdı.
1 Ocak 2026 itibarıyla artık tek gereken, Onaylı Pazar Araştırması Formu (EK-A3).
Bu, dışa açılmak isteyen işletmelerin omzundan koca bir dosya ağırlığının inmesi demek.
Bu karar, “küresel rekabet” diyen ama ilk adımı maliyet ve süreç yükü yüzünden sürekli erteleyen firmalar için yeni bir kapı açıyor. Üstelik o kapının tam karşısı Almanya’ya bakıyor.
Neden Almanya? Çünkü Avrupa’nın nabzı hâlâ orada atıyor
Bugün, Türkiye’den yurtdışına açılmak isteyen şirketlerin yüzde 60’tan fazlasının ilk hedefi Almanya.
Neden?
Çünkü Almanya;
Güçlü satın alma gücüyle,
Düzenli pazar yapısıyla,
Lojistik erişilebilirliği ile
iş yapmayı öngörülebilir kılıyor.
Ama bu pazara uzaktan bakarak girilmiyor. Gerçek veriler, gerçek temaslar, yüz yüze görüşmeler şart. Yeni düzenleme tam bu noktada devreye giriyor: şirketlere “git, gör, analiz et” diyor ve bunun maliyetinin yarısını üstleniyor.
Üstelik bu destek öyle yüzeysel bir jest değil.
Ekonomi sınıfı ulaşım giderleri ve oda + kahvaltı konaklamanın yüzde 50’si destekleniyor.
Yalnızca bir şirket çalışanı değil; iki kişi için destek var.
Seyahatin yolculuk hariç en az 2, en çok 10 günü destek kapsamında.
Her gün için Almanya’da yerleşik en az bir şirket veya kurumla görüşme şartı var.
Bu, rastgele bir gezi değil; devleti arkanıza alarak yaptığınız ciddi bir pazar araştırması operasyonu.
Peki bu destek, Almanya’da iş kurmak isteyenlere uygun mu?
Evet. Hem de birebir.
Çünkü Almanya’da ticari faaliyete başlamadan önce mutlaka yapılması gereken üç kritik adım vardır:
1. Pazar yeterliliği analizi
2. Potansiyel müşteri temasları ve yüz yüze görüşmeler
3. Yerel iş ortakları, distribütörler ve tedarikçilerle bağlantı
Bu desteğin şartları tam olarak bu üç ihtiyacı karşılıyor.
Üstelik artık detaylı bir ihracat projesi hazırlamak zorunda değilsiniz. Sadece
Müracattaki form doldurulacak ,onaylanacak, ardından Almanya’ya gidip analizlerinizi yapacaksınız.
Türkiye’de faaliyet gösteren bir işletme iseniz ve Almanya’da yeni bir yapılanma, temsilcilik, depo, danışmanlık ofisi ya da bir hizmet masası kurmak istiyorsanız, bu destek sizin için tam bir “ilk adım hızlandırıcısı”dır.
Çünkü Avrupa’da iş yapmak, sadece masada hazırlanan raporlarla değil; sahada kurulan ilişkilerle başlar. Her görüşme, her toplantı, her temas size pazarın gerçek nabzını tutma fırsatı verir. Devletin sağladığı bu finansal kolaylık da o nabzı daha güvenle ölçmenize yardımcı olur.
Almanya’daki sektör temsilcileriyle yüz yüze görüşmek, potansiyel rekabeti yerinde görmek ve doğru iş ortaklarını tespit etmek için bundan daha somut bir fırsat uzun zamandır sunulmamıştı. Üstelik bu kez süreç daha yalın, daha hızlı ve daha erişilebilir.
Yeni Düzenlemenin Sessiz Ama Büyük Mesajı: “Harekete Geçin.”
Bakanlığın bu sadeleştirme hamlesi aslında iş dünyasına açık bir çağrı niteliğinde:
“Artık bahaneler bitti. Pazar orada, fırsat orada, destek burada.”
Daha önce ihracat planı için zaman ve kaynak ayırmak zorunda kalan, bu yüzden yurt dışı araştırmasını erteleyen ya da bütçesi yetmediği için girişime cesaret edemeyen işletmeler için bu düzenleme tam anlamıyla bir eşik atlama fırsatıdır.
Almanya’da yeni bağlantılar kurarak şirketinizin ufkunu genişletin,kapı artık daha açık, yol daha kısa, maliyet daha hafif.
Sözün özü Avrupa’ya Açılmanın En Doğru Zamanı, Şimdi
Uluslararası rekabet her zamankinden daha sert. Ama aynı zamanda her zamankinden daha ulaşılabilir. Türkiye’de üreten, çalışan, büyümek isteyen her şirket için Almanya pazarı stratejik bir adım anlamına geliyor.
Yeni destek düzenlemesiyle birlikte bu adımı atmak hem daha kolay hem daha ekonomik hem de daha hızlı bir hale geldi.
Bugün, atılan bu sadeleştirme adımı belki resmi belgelerde sadece bir “genelge değişikliği” olarak geçiyor olabilir. Ama iş dünyası için bu düzenleme, yurtdışı pazarlara açılan bir köprü… Üstelik bu kez köprünün ayaklarında sağlam bir devlet desteği var.
Avrupa’ya, özellikle de Almanya’ya doğru büyümek istiyorsanız, şimdi tam zamanı.
Küresel rekabete hazırlanmak için artık gereken tek şey doğru form, doğru planlama ve cesur bir adım.
Gerisi zaten yolun kendisi.





