Köşe Yazarları
Markanız Konuşuyor mu?
Harun Yazıcı – trbusiness.de Genel Yayın Yönetmeni
Eskiden hikayeyi sadece insanlar anlatırdı. Büyükbabamın dizinin dibinde dinlediğim hikayeler hâlâ kulağımda çınlıyor.
Çocukluğumda hikayeleri insanlar anlatır, hikayenin ana kahramanı yine “insan” olurdu.
Bugün artık hikâyeyi markalar anlatıyor. Aklınıza gelen bir marka, aniden sizinle konuşmaya başlıyor.
Çünkü artık hepimiz biliyoruz ki, marka yalnızca bir logo ya da bir ürün değil. Marka; değerlerin, niyetlerin, seçimlerin, duruşun bir yansıması.
Markalar büyüdükçe, tıpkı insanlar gibi bir karaktere, bir ruh haline, bir sese sahip oluyor. Ve bu ses, tüketicilerin zihninde fark edilmeden de olsa bir hikâye yaratıyor.
Bazı markalar bize güven verir; tutarlılık anlatırlar.
Bazıları cesaret verir; yenilikçidirler.
Bazıları ise yalnızca bir ürün sunmaz; hayatımızda bir rol üstlenirler.
Her birinin sessiz ama güçlü bir dili vardır.
Marka dili bazen bir renktir, bazen bir slogan.
Bazen bir müşteri temsilcisinin ses tonunda saklıdır, bazen bir mağazanın kokusunda.
Bazen logo değişir, ambalaj yenilenir ama markanın anlattığı asıl hikâye hiç değişmez.
İnsanlar bugün artık yalnızca bir ürün satın almıyor; bir hikâyeye dahil oluyor.
Değerleriyle uyumlu, kendilerini ifade eden markalar arıyorlar.
Kimileri için marka bir kimlik göstergesi, kimileri için güven duygusu, kimileri için ise ilham kaynağı. Ve tüm bunlar, markanın anlattığı hikâyenin gücüyle ilgili.
Markaların hikâyesi ne kadar gerçek, tutarlı ve insana dokunan bir dille kurulursa, tüketicinin o markaya bağlanma olasılığı da o kadar artıyor. Çünkü insanlar kendilerine benzeyeni seviyor. Bir markanın da artık “insansı” olması gerekiyor. Bir duruşa sahip, bir değer taşıyan, empati kurabilen…
Bugün özellikle genç tüketiciler, markaların ne sattığından çok, neye inandığıyla ilgileniyor. Bir markanın sürdürülebilirlik konusundaki ciddiyeti, toplumsal duyarlılığı, etik duruşu, iletişimdeki samimiyeti…
Peki sizin markanız ne anlatıyor?
Unutmayın; hikâyesi olmayan markaların ömrü uzun olmaz! Oysa güçlü bir hikâye, markanın kalıcılığını sağlar. Çünkü insanlar unutabilir, trendler değişebilir, teknolojiler dönüşebilir…
Ama iyi bir hikâye asla unutulmaz.
Markanızın söylediği her söz, verdiği her his, attığı her adım, sizi geleceğe taşıyan bir karakter inşa ediyor.
Ve bu karakter, belki de yıllar sonra bir çocuğun hafızasında, bir müşterinin kalbinde, bir toplumun kültüründe yer edecek.
Soru basit ama cevap derin.
Markanız gerçekten konuşuyor mu?
Ve konuşuyorsa…
Hangi hikâyeyi anlatıyor?





