Köşe Yazarları
Bir Kadının Hikâyesi, Bir Şirketin Mirası Olabilir mi?
Nagihan Cengiz Çelebi | trbusiness.de Türkiye Temsilcisi
Bir ülkenin kalkınmasını yalnızca kişi başına düşen gelirle, büyüme oranlarıyla açıklamak mümkün değildir. Bir ülkenin gerçek kalkınması, insanların hayata insan onuruna yakışır koşullarda başlayıp başlayamadığı ve o koşulları değiştirecek fırsatlara erişip erişemediğiyle ölçülür.
Türkiye’de kadınların başarı hikâyeleri çoğu zaman sonuca odaklanılarak anlatılır. Kurduğu şirket konuşulur, aldığı ödül haber olur, ulaştığı pazar örnek gösterilir. Oysa o ödülün arkasında kaç uykusuz gece vardır? Kaç kez “Yapamazsın.” denilmiştir? Kaç toplantıda sözü kesilmiş, kaç görüşmede ciddiye alınmamış, kaç kez yalnızca kadın olduğu için kendini yeniden ispat etmek zorunda kalmıştır? Kaç gece ağlayarak uykuya dalmıştır?
Gazetecilik ve sosyal girişimcilik bana yıllar içinde şunu öğretti: En güçlü kadın hikâyeleri, çoğu zaman en az duyduklarımızdır. Çünkü görünür olanlardan çok, görünmeden mücadele edenler kadınlar var; bir kısmı sessizce üretmeye devam eder, bir kısmı çocuklarını büyütürken hayalini ertelemek zorunda kalır, bir kısmı ise tam vazgeçeceği gün yeniden ayağa kalkacak bir neden arar.
İş dünyasında yıllardır “cam tavan” kavramını konuşuyoruz. Ancak kadınların karşılaştığı engeller yalnızca iş dünyasında başlamıyor. Bazen ilk sermayeyi bulmaya çalışırken, bazen banka kredisi görüşmesinde, bazen bir yatırımcı karşısında, bazen de kendi evinde “Sen bir şey beceremezsin.” cümlesiyle başlıyor. Üstelik bu mücadelelerin büyük bölümü hiçbir istatistiğe girmiyor. Vazgeçilen girişimler ölçülmüyor. Kurulamayan şirketlerin kaydı tutulmuyor. Anlatılamayan hikâyeler ise zamanla unutuluyor.
Tam da bu yüzden sosyal politika yalnızca kamu kurumlarının görevi değildir. Günümüz dünyasında sosyal politika; kamu, özel sektör, sosyal girişimler ve sivil toplumun birlikte ürettiği ortak bir sorumluluk alanıdır. Çünkü günümüzün sosyal sorunları, tek bir kurumun çözebileceği kadar küçük değildir.
Son yıllarda sosyal girişimciliğin yükselişi de bu nedenle tesadüf değildir. Sosyal girişimler yardım dağıtan yapılar olmaktan çok, fırsat üreten modeller geliştirmeye çalışıyor. Bir kadına kısa süreli destek vermekten ziyade, kendi ayakları üzerinde durabileceği bir alan açmayı hedefliyor. Çünkü gerçek sosyal etki, bir ihtiyacı geçici olarak gidermekten değil; insanın kendi potansiyelini ortaya koyabileceği zemini hazırlamaktan doğuyor.
Ne var ki Türkiye’de bu dönüşüm henüz istenen seviyeye ulaşmış değil. Özellikle yerelde çalışan kadın girişimciler, kooperatifler ve sosyal fayda üreten oluşumlar görünürlük sorunu yaşıyor. Oysa görünürlük bugün yalnızca iletişim meselesi değildir; yatırımın, güvenin ve yeni iş birliklerinin de kapısını açan önemli bir sermayedir. Hikâyesi bilinmeyen bir kadının destek bulması, yeni pazarlara ulaşması ya da başka kadınlara ilham olması çok daha güç hâle geliyor.
Tam da bu noktada asıl soruyu sormam gerekiyor: Şirketler bu hikayenin neresinde?
Artık şirketlerden yalnızca ekonomik değer üretmeleri beklenmiyor. İçinde faaliyet gösterdikleri toplumun geleceğine nasıl katkı sundukları da dikkatle izleniyor. Bir sosyal girişime verilen destek, yalnızca bir kurumsal sosyal sorumluluk projesi değildir; fırsat eşitliğine yapılan uzun vadeli bir yatırımdır.
Çünkü bazen bir kadının ihtiyacı büyük bütçeler değildir. Bazen tek ihtiyacı, hikâyesini anlatabileceği bir alan, kendisine inanacak bir kurum ya da “Yalnız değilsin.” diyecek bir paydaştır. Anlaşıldığını bilmek, görünmez olmadığını duymaktır.
Biz bu anlayıştan hareketle On Business Group olarak “Sosyal Yayıncılık” adını verdiğimiz bir model geliştiriyoruz. Bu modelde ekonomik gücü olan kurumlarla, anlatılmayı hak eden kadın hikâyelerini aynı zeminde buluşturuyoruz. Bir tarafta desteğini toplumsal faydaya dönüştürmek isteyen şirketler, diğer tarafta yaşam mücadelesiyle ilham veren ancak görünürlük imkânı bulamayan kadınlar var.
Yayına hazırladığımız WomanLife dergisi bu modelin ilk uluslararası uygulamalarından biri olacak. Avrupa ve Türkiye’den kadınların hikâyelerini İngilizce yayımlanacak ortak bir platformda buluştururken, maddi imkânları sınırlı fakat ilham olacak kadınların da bu yayında yer alabilmesini şirketlerin desteğiyle mümkün hâle getirmeyi hedefliyoruz. Böylece destek veren kurum yalnızca bir yayının sponsoru olmayacak; belki de hayatında ilk kez uluslararası bir yayında kendine yer bulan bir kadının yol arkadaşına dönüşecek.
Türkiye ayağında bu köprüyü kurma sorumluluğunu ETKİ Sosyal Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi üstleniyor. Amacımız yalnızca kadınların hikâyelerini yayımlamak değil; iş dünyası ile sahada sessizce mücadele eden kadınlar arasında kalıcı bir dayanışma ağı oluşturmak.
Bu yazıyı okuyan her iş insanına, her şirket yöneticisine ve her markaya bir çağrım var.
Bugün vereceğiniz destek, bir dergide yayımlanacak birkaç sayfadan ya da bir iletişim çalışmasından ibaret değildir. Belki hiç tanımadığınız bir kadının kendine olan inancını yeniden kazanmasına, yeni müşterilerle tanışmasına, yatırımcılarla buluşmasına, işini büyütmesine ya da bir kız çocuğuna “Ben de yapabilirim.” dedirtecek bir yolculuğun başlamasına vesile olacaktır.
Bir sponsorluk bütçesi, muhasebe kayıtlarında bir gider kalemi olarak yer alabilir. Ancak bazen aynı bütçe, bir insanın hayatında dönüm noktası olur. Aradaki farkı yaratan, harcanan tutar değil; o desteğin kimin hayatına dokunduğudur. Belki de bugün iş dünyasının yapabileceği en değerli yatırım, yıllar sonra toplumsal karşılığı ölçülebilecek kadar güçlü bir sosyal yatırımdır.
Bir kadın girişimci olarak düşündüğümde bir röportaj gerçekleştirileceği zaman ihtiyacım olabilecek her şeyi aklımda kurguladım. Kıyafet, takı, kuaför, makyaj, ayakkabı ve elbette bir fotoğraf sanatçısı. Trbusiness.de de röportaj gerçekleştirdiğimizde en büyük sorunun röportajın yazılı içeriği değil tamamlayıcı unsuru olan fotoğraf olduğuna defalarca şahit oldum. Ben dahil uluslararası mecrada kullanacak fotoğraflarımız çoğumuzda yok; ya zaman ya da para…
Giyim, ayakkabı, takı firmaları ile kuaförler ve güzellik uzmanları ile makyözler de ayrıca ayni sponsorluk için bizimle iletişime geçebilirler.
Fotoğraf sanatçısı dostlarım tarih sizin de fotoğrafınızı çeksin isterseniz sizde bizimle ayni katkı için iletişime geçebilirsiniz.
Sosyal yayıncılık kapsamına giren tüm sponsorluklar için marka kiti içeriği tarafınıza iletilecektir ve görünürlüğünüz sağlanacaktır.
Bir kadının hikâyesine ortak olmak, aslında daha adil, daha eşit, daha üretken ve daha güçlü bir toplumun inşasına ortak olmaktır. Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, daha fazla başarı hikâyesi değil; o hikâyelerin yazılmasına imkân verecek ortak bir iradedir. Kimileri buna sosyal yatırım der, kimileri dayanışma, kimileri ise vicdan.
Ben buna, geleceğe bırakılan en kıymetli miras diyorum…
Bana, bu iletişim adreslerinden ulaşabilirsiniz: nagihan@trbusiness.de – +90 546 279 31 11





