Köşe Yazarları
Türkiye’nin ”Yapay Zekâ Devrimi” Ne Anlama Geliyor?
Yeşim Çevik | trbusiness.de Almanya Temsilcisi
Küresel startup ve girişim sermayesi sahnesine baktığımda net bir tablo görüyorum. Kartlar şu anda tamamen yeniden dağıtılıyor. Yapay zekâ artık sadece sunum slaytlarına eklenen bir “buzzword” değil; yarın hangi pazarların öncü olacağını belirleyen ana altyapının ta kendisi.
Türkiye’nin yeni 5 Yıllık Yapay Zekâ Eylem Planı’nı detaylıca incelediğimde ilk düşüncem şu oldu: Bu, çekmeceye kaldırılacak teorik bir taslak değil. Ortada somut rakamlar, devasa bir altyapı ve bölgeyi bir teknoloji merkezi olarak yeniden konumlandırma konusunda son derece net bir kararlılık var.
Teknoloji, pazar potansiyeli ve sermayenin kesişim noktaları beni her zaman heyecanlandırdığı için, bu planın öne çıkan başlıklarını bir yatırımcı ve stratejist gözüyle sizler için değerlendirdim:
1. 1 Trilyon ₺ Değer Yaratımı ve Sermaye Akışı
Planlanan; 1 trilyon ₺’yi aşan bir ekonomik değer, veri merkezleri için 10 milyar dolarlık özel sektör yatırımı ve uluslararası yatırımcılar için maksimum 30 iş günü olan başvuru süreci. Ayrıca kamu yatırım bütçesinin en az %2’si doğrudan yapay zekâ projelerine aktarılacak.
BUNLARI OKUDUNUZ MU?
Münih’te Türk Girişimci 3,2 Milyon Dolar Yatırımı Nasıl Aldı?
Globalleşme Neden Cesaretten Ziyade Strateji Gerektirir?
30 günlük hızlı süreç hedefi bir yatırımcı olarak beni heyecanlandırıyor. Sınır ötesi yatırımlarda sermaye, bürokrasinin engel oluşturmadığı yerleri sever. Devletin kendisinin de güvenilir bir büyük müşteri olarak oyuna girmesi, işlemlerdeki risk algısını ciddi oranda düşürür.
2. 5 Milyon Vatandaş ve Yetenek Sözü
İki yıl içinde 5 milyon vatandaş temel düzeyde yapay zekâ okuryazarı olacak. Paralelde 10.000 uzman ve 100.000 uygulama profesyoneli yetiştirilecek; 1 milyon çalışan ise dönüşüm programlarıyla yeniden nitelik kazanacak.
Kurucularla her konuştuğumda konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyor: Yetenek eksikliği. Bu plan tam olarak bu soruna dokunuyor. Bir yatırımcı olarak burada benim için harika bir kaldıraç oluşuyor: Yüksek yetkinlikteki uzman kaynağına son derece rekabetçi ve cazip yapılarda erişebilmek.
3. Altyapı Gücü ve “Herkes İçin GPU”
2030’a kadar 1 GW veri merkezi gücü, 1 Exabyte depolama ve 100 Tb/sn omurga kapasitesi hedefleniyor. Araştırmacılara ve startuplara yılda 20 milyon GPU-saat kredi ve Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden 2.000 açık veri seti sunulacak.
İşlem gücü (Compute Power), erken aşama girişimlerin önündeki en büyük engel. Startuplar topladıkları sermayeyi doğrudan yüksek bulut maliyetlerine yakmak zorunda kalmayıp GPU erişimi elde ettiklerinde, pist süreleri (runway) tamamen değişir. Bu durum, biz yatırımcılar için giriş aşamasını son derece cazip hale getiriyor.
4. Girişimciler İçin 25 Milyar TL ve Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleri
Startuplar için 10 milyar TL Araştırma Fonu, 15 milyar TL Büyüme Fonu ve 2028’e kadar hazır altyapıya sahip 5 yeni Büyüme Bölgesi kuruluyor.
Araştırma ve ölçeklenme aşamalarının bu şekilde ayrılması çok doğru bir yaklaşım. Bu durum, startupların büyüme dinamiklerinin ne kadar iyi anlaşıldığını gösteriyor. Yeni bölgeler; sinerjiler, ortak yatırımlar ve ilerleyen süreçte M&A (şirket evlilikleri ve satın almalar) çıkışları için gerçek birer merkez haline gelecektir.
5. Fiziksel AI, Robotik ve Yerli Dil Modelleri
2 robotik merkezi, 3 test sahası ve Türk Devletleri Teşkilatı ile birlikte 2027’ye kadar ortak bir büyük dil modeli (LLM) geliştirilmesi planı tamamlıyor.
BUNLARI OKUDUNUZ MU?
Almanya’da Startup Ekosistemi Ne Durumda?
“LinkedIn’de Aşırı Profesyonel Görünmeye Çalışmak Doğru Bir Strateji Değil”
Yazılım tarafı çok önemli, ancak bunu fiziksel yapay zekâ ve robotik ile birleştirmek işin gerçek zirve noktası. Ortak dil modeli ise sadece veri bağımsızlığı sağlamakla kalmayacak; aynı zamanda kültürel olarak bağlı 170 milyondan fazla nüfusa sahip devasa bir pazara doğrudan erişim kapısı açacak.
Sonuç
Bu eylem planı bana net bir şekilde şunu gösteriyor: Türkiye artık teknoloji yarışında sadece izleyen veya tüketen tarafta olmak istemiyor; aktif olarak şekil vermek istiyor. Yatırımcılar, girişimciler ve uluslararası ortaklar için tam da bu kesişim noktasında çok heyecan verici fırsatlar doğuyor.



