Köşe Yazarları
Almanya’da Franchise Sözleşmeniz Biterken Karşılaşacağınız Riskler
Dr. Hasan Işık | İş ve Ticaret Hukuku Avukatı
Almanya’da Franchising sektörüyle ilgili diğer yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.
Danışmanlık pratiğimde neredeyse her defasında aynı tabloyla karşılaşıyorum: Franchise sözleşmesinin başlangıcı haftalarca müzakere ediliyor. Franchise bedeli, bölge, mağazanın donanımı ve daha birçok ayrıntı konuşuluyor. Ancak sözleşmenin nasıl sona ereceği çoğu zaman kimsenin gündeminde olmuyor.
Oysa asıl anlaşmazlıklar genellikle tam da ayrılık aşamasında ortaya çıkıyor.
Ve bu anlaşmazlıkların merkezinde çoğunlukla üç konu var: marka, müşteriler ve lokasyon.
Bu üç başlığı sözleşmenin son gününde düşünmeye başlayan taraf, çoğu zaman artık kontrolü elinde tutamıyor.
Marka hiçbir zaman sizin değildi
Birçok franchise yatırımcısı yıllarca aynı marka ve logo altında faaliyet gösteriyor, işletmesini büyütmek için ciddi emek ve para harcıyor. Ancak zaman içinde önemli bir ayrıntı gözden kaçabiliyor: Marka hiçbir zaman franchise alanın mülkiyetinde olmadı.
Sözleşmenin sona erdiği gün, markayı kullanma hakkı da sona eriyor.
BUNLAR OKUDUNYUZ MU?
Franchise Sözleşmesi Öncesi Yatırımcıya Hangi Bilgiler Verilmeli?
Franchise Sözleşmesinde Olmazsa Olmaz Üç Madde
Tabelaların kaldırılması, menü ve kurumsal materyallerin değiştirilmesi, internet sitesinin yeniden düzenlenmesi ve franchise sistemine ait bilgi birikiminin artık kullanılmaması gerekiyor.
Bunu hafife alan bir franchise yatırımcısı, sözleşmenin sona ermesinden sonraki gün, yıllarca kurduğu işletmeyi artık aynı şekilde işletemeyeceği bir durumla karşı karşıya kalabilir.
Bu durum ilk bakışta sert görünebilir. Ancak franchise modelinin temel mantığı da burada ortaya çıkıyor: Yıllarca franchise yatırımcısının faydalandığı marka değeri ve marka bilinirliği, sistemin kendisine ait olmaya devam ediyor.
Bu nedenle tavsiyem oldukça basit: Sözleşme imzalanırken çıkış sürecini de konuşun.
Markanın değiştirilmesi için ne kadar süre tanınacak? Hangi malzemeler ve ekipmanlar iade edilecek? Tabela ne zaman kaldırılacak? İnternet sitesi ve sosyal medya hesapları nasıl devredilecek veya yeniden düzenlenecek?
Sözleşmenin başında bu konular için beş dakika harcamak, sözleşme sona erdiğinde haftalarca her tabela ve her ayrıntı üzerinden tartışmayı önleyebilir.
Burada sıklıkla gözden kaçan bir başka önemli madde daha var: sözleşme sonrası rekabet yasağı.
Bu hüküm, franchise alanın sözleşme sona erdikten sonra aynı sektörde faaliyet göstermeye devam etmesini kısıtlayabilir. Bu tür hükümlerin geçerliliği ise belirli şartlara bağlıdır. Alman Ticaret Kanunu’nun (§ 90a HGB) ilgili düzenlemesi, rekabet yasağının belirli sınırlar içinde olmasını ve kural olarak buna karşılık uygun bir tazminat ödenmesini öngörür.
Dolayısıyla sözleşmeden ayrıldıktan sonraki geleceğini planlayan herkesin ilk bakması gereken yerlerden biri, sözleşme sonrası rekabet yasağı maddesi olmalıdır.
Müşteriler ve tazminat sorusu
İkinci konu daha hassas. Çünkü doğrudan parayla ilgili.
Bir franchise yatırımcısı, yıllar boyunca işletmesi için sadık bir müşteri kitlesi oluşturabilir. Sözleşmenin sonunda da haklı olarak şu soruyu sorar:
“Benim oluşturduğum bu müşteri portföyü için herhangi bir tazminat alma hakkım var mı?”
Örneğin ticari temsilcilerin sözleşme sona erdiğinde belirli koşullar altında talep edebildiği müşteri tazminatı gibi bir hak franchise alan için de söz konusu olabilir mi?
Dürüst cevap şu: Bazı durumlarda evet, ancak sanıldığı kadar da kolay değil.
Almanya kanunlarına göre, § 89b HGB kapsamında öngörülen müşteri tazminatının franchise ilişkilerine kıyasen uygulanabilmesi oldukça dar şartlara bağlıdır.
Özellikle franchise yatırımcısının, ticari temsilciye benzer şekilde franchise verenin satış organizasyonuna entegre olması ve sözleşme sona erdiğinde müşteri portföyünü sisteme devretmekle yükümlü bulunması önem taşır.
Uygulamada sorun da çoğu zaman tam burada ortaya çıkıyor.
Eğer franchise yatırımcısının müşteri portföyünü veya müşteri verilerini sözleşme sona erdiğinde franchise verene devretme yönünde bir yükümlülüğü yoksa, kural olarak bir tazminat hakkının doğması da mümkün olmayabilir.
Federal Almanya Yüksek Mahkemesi (BGH) 5 Şubat 2015 tarihli, VII ZR 109/13 sayılı kararında bu konuya önemli bir açıklık getirdi. Mahkeme, özellikle anonim müşterilere dayanan kitlesel franchise işlerinde, müşterilerin fiilen aynı sistem içinde kalmaya devam etmesinin tek başına § 89b HGB kapsamında bir tazminat hakkı doğurmayacağını belirtti.
Bu nedenle sözleşmenin sona ermesini beklemek yerine, daha sözleşmenin başında şu soruların cevaplarına bakmak gerekir:
Müşteri verilerini franchise verene teslim etme yükümlülüğüm var mı?
Müşteri portföyünün devri sözleşmede açıkça düzenlenmiş mi?
Sözleşme sona erdiğinde müşterilerden doğan ekonomik değerin kimde kalacağı belirlenmiş mi?
Bu ayrıntılar, sözleşmenin sonunda finansal açıdan tahmin edilenden çok daha büyük bir fark yaratabilir.
Lokasyon: Sonunda kimin?
Üçüncü konu ise birçok franchise yatırımcısı için en şaşırtıcı olanı: lokasyon.
Bazı franchise sözleşmelerinde franchise verene, franchise alanın yaptığı kira sözleşmesine girme veya kira ilişkisinde belirli hakları kullanma imkânı tanıyan hükümler bulunabiliyor.
Basitçe ifade edersek:
Franchise alan uygun lokasyonu buluyor, mülk sahibiyle görüşüyor, kira sözleşmesini yapıyor, mağazaya yatırım yapıyor ve yıllar boyunca o lokasyonun değerini artırıyor.
Ancak sözleşme sona erdiğinde franchise veren, kira ilişkisine girerek işletmeyi başka bir franchise alana devredebilir.
BUNLARI OKUDUNUZ MU?
Almanya’da Startup Ekosistemi Ne Durumda?
Geleceğin Rekabet Alanı, İş Modeli İhracatı Olabilir mi? | Analiz
Yani yıllarca “benim işletmem” olarak gördüğünüz yer, hukuki ve ekonomik açıdan başından beri franchise sisteminin değer taşıyan bir lokasyonu olarak yapılandırılmış olabilir.
Bu durum tek başına adaletsiz değildir.
Franchise sistemi açısından lokasyonun kendisinin ekonomik bir değeri vardır. Ayrıca mevcut müşterilerin alıştıkları yerde aynı markayı görmeye devam etmesi hem sistem hem de müşteri açısından süreklilik sağlayabilir.
Ancak önemli olan, imza atmadan önce bunun farkında olmaktır.
Çünkü kira sözleşmesi ve franchise sözleşmesi birlikte değerlendirilmediğinde, franchise alan sözleşmenin sonunda yalnızca markasını değil, yıllarca yatırım yaptığı işyerini de kaybedebilir.
Bu nedenle tavsiyem net:
Franchise sözleşmesini ve kira sözleşmesini ilk günden itibaren birlikte okuyun.
Fesih bildirimi masaya geldikten sonra değil, sözleşme imzalanmadan önce.
Son söz
Bir franchise sözleşmesinin sonu aslında yalnızca sözleşmenin sonunda konuşulmaz.
Çıkış, sözleşmenin imzalandığı gün planlanır.
Başlangıçta marka, müşteri ve lokasyon hakkında doğru soruları sormak, yıllar sonra ortaya çıkabilecek büyük anlaşmazlıkların önüne geçebilir.
Çünkü franchise alanın asıl gücü yalnızca sözleşme devam ederken ne inşa ettiğinde değil, sözleşme sona erdiğinde elinde ne kalacağını bilmesindedir.
Marka kime ait?
Müşteri ilişkileri kime kalıyor?
Lokasyon üzerinde kimin hakkı var?
Bu üç sorunun cevabını sözleşmenin sonunda değil, başında bilmek gerekir.
Bu tür franchise sözleşmelerinin hazırlanması ve incelenmesi konusunda girişimcilere ve şirket yöneticilerine düzenli olarak danışmanlık hizmeti veriyoruz.
İletişim: info@kanzlei-isik.de | www.kanzlei-isik.de



