Köşe Yazarları
Türkiye’nin Asıl İhracat Sorunu Ürün mü, Algı mı?
Harun Yazıcı | www.trbusiness.de Genel Yayın Yönetmeni
Türkiye’de ihracat tartışmaları çoğu zaman katma değer ve ürün kalitesi noktasında kilitlenir. Bu tartışmalar tabi ki önemlidir. Ancak asıl belirleyici mesele çoğu zaman gözden kaçar. Bence, Türkiye’nin ihracattaki temel sorunu, sanıldığı gibi ürün kalitesi değil, algıdır.
Türkiye’nin üretmekle ilgili bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Bugün Türkiye; otomotiv yan sanayinden beyaz eşyaya, tekstilden makineye, gıdadan savunma sanayine kadar birçok alanda Avrupa standartlarında üretim yapabilen bir ülkedir. Hatta bazı sektörlerde kalite, esneklik ve teslimat hızında ciddi rekabet avantajlarına sahiptir. Buna rağmen Türk ürünleri uluslararası pazarlarda çoğu zaman “tercih edilen” değil, “alternatif” olarak konumlanmaktadır.
Sorunun tam da bu noktada başladığını görmek gerekiyor.
Ürün Var, Konum Yok
Uluslararası pazarlarda rekabet yalnızca ürünle yapılmaz. Ürün bir giriş bileti sağlar; asıl farkı yaratan, o ürünün hangi hikâye içinde sunulduğudur. Türk ihracatçısı uzun yıllar boyunca kaliteli ürünü, rekabetçi fiyatla sunarak pazar kazandı. Ancak bu strateji, beraberinde kalıcı bir algı üretmedi.
Türkiye çoğu pazarda hâlâ şu çerçevede algılanıyor. Ucuz üretir, hızlı teslim eder, ama uzun vadede risklidir. Ekonomik dalgalanmalar, sık değişen kurallar, öngörülebilirlik sorunu ve zayıf kurumsal iletişim bu algıyı besledi. Sonuç olarak Türk firmaları masaya her oturduğunda kaliteyi yeniden ispatlamak zorunda kalıyor; bazı ülkelerin firmaları ise varsayılan bir güvenle başlıyor.
Ucuz Satmak Avantaj mıdır?
Türkiye ihracatta uzun süre fiyat avantajıyla büyüdü. Bu kısa vadede hacim getirdi; ancak uzun vadede üç ciddi sonuç doğurdu. Birincisi, markalaşma geri planda kaldı. İkincisi, kâr marjları kronik olarak düşük seyretti. Üçüncüsü ve belki de en önemlisi, Türkiye vazgeçilmez bir tedarikçi konumuna hiçbir zaman tam olarak yerleşemedi.
DİĞER YAZILARIM
Almanya’nın En Büyük Entegrasyon Testi: Beklemek
Türk Aile İşletmeleri Neden Başarısız Oluyor?
Fiyatla kazanılan pazar, fiyat değiştiğinde kolayca kaybedilir. Nitekim küresel krizler, kur dalgalanmaları veya başka bir ülkenin daha ucuz üretim sunması, Türk firmalarının hızla devre dışı kalmasına yol açabiliyor. Bu durum ürün kalitesinden değil, konumlandırma eksikliğinden kaynaklanıyor.
Algı Sadece Devletin Meselesi Değil
Algı sorunu çoğu zaman kamu politikalarına bağlanır. Elbette makroekonomik istikrar, hukuksal güvenlik ve öngörülebilirlik devletin temel sorumluluğudur. Ancak ihracat algısını yalnızca buraya indirgemek, iş dünyasının payını görmezden gelmek olur.
Türk şirketlerinin önemli bir bölümü hâlâ kendini anlatmakta zorlanıyor. Fuarlar satış odaklı, kurumsal iletişim zayıf, üst düzey yöneticiler uluslararası sahnede yeterince görünür değil. “Biz zaten iyiyiz” refleksi, çoğu zaman dış dünyanın nasıl baktığını anlamayı engelliyor.
Oysa algı, ürün kalitesiyle birlikte; tutarlılık, iletişim ve uzun vadeli duruşla inşa edilir.
Algının artık gerçeklikle iç içe geçtiği bir dönemi yaşıyoruz. Hatta bazı durumlarda algı, gerçekliğin de önüne geçmiş durumda. Sosyal medyada kurgulanmış, bağlamından koparılmış ve tamamen algı oluşturmaya yönelik bir videonun çok kısa sürede “gerçek” kabul edilebildiği bir çağdayız. Böyle bir ortamda ülkelerin, markaların ve şirketlerin yalnızca iyi olması yetmiyor; iyi olduklarını doğru ve tutarlı biçimde anlatmaları da gerekiyor.
Ürün Değil, Güven İhraç Etmek
Türkiye’nin ihracatta bir üst lige çıkabilmesi için artık şu soruyu sorması gerekiyor: Biz ne satıyoruz? Sadece ürün mü, yoksa güven mi?
Ucuz üretici olmak yerine güvenilir çözüm ortağı; esnek tedarikçi olmak yerine stratejik iş ortağı algısını inşa etmek zorundayız. Bu da tek tek firmaların çabasının ötesinde, ortak bir dil, ortak bir duruş ve uzun vadeli bir perspektif gerektiriyor.
Sonuç olarak deneyimlerimden çıkardığım sonuç şu: Türkiye’nin ihracat sorunu ürünle başlıyor gibi görünse de, esasen algıyla bitiyor. Ürün rekabet eder; algı kazandırır. Bu gerçeği kavramadan ihracatta kalıcı bir sıçrama yapmak zor görünüyor.





