Takip Edin

Köşe Yazarları

Pardon! Toplantıdaydım Açamadım

Nagihan Cengiz Çelebi

Yayınlandı

Açık

Günümüz iş dünyasının en geçerli para birimi ne dolar ne de euro; yeni para birimimiz: “Çok yoğunum.”

Hatta bu öyle bir seviyeye geldi ki, “nasılsın?” sorusuna “iyiyim” demek artık bir profesyonellik zafiyeti sayılıyor; iyiyim yerine “çok yoğunum” demeniz gerekiyor. Eğer o an bir kriz yönetmiyor, üç farklı ekrana aynı anda bakmıyor ve telefonunuzu “Toplantıdayım, acil mi?” mesajıyla meşgule atmıyorsanız, sanki oyunun dışındasınızdır ve bir değeriniz yoktur.

Peki, bu kadar yoğunluğun ortasında neden hiçbir iş yetişmiyor? Neden her pazartesi “bu hafta her şeyi toparlıyoruz” diye başlayıp, her cuma “önümüzdeki hafta bakarız” enkazının altında kalıyoruz?

Toplantı: Eylemsizliğin En Meşru Hali

Kendi kendime toplantılarda çok eğleniyor; “Toplantı yapalım ama biz yine niye toplandık acaba?” sorusunu sormaktan kendimi alamıyorum. Çoğu zaman bir işi yapmaktan kaçmanın en güvenli yolu, o iş hakkında saatlerce konuşmaktır. Karar vermenin ağırlığından korkanlar için toplantılar, sorumluluğu bir masanın etrafına (veya ekranın karelerine) yayarak buharlaştırmanın harika bir yoludur.

“Toplantıdaydım” cümlesi ise her kapıyı açan sihirli bir anahtar. Bu kelimeyi kullandığınız anda tüm gecikmeleriniz affedilir, tüm cevapsız aramalarınız meşrulaşır. Çünkü toplantıdasınızdır; yani o an “çok mühim” bir şeyler oluyordur. Oysa o toplantıların %80’inde konuşulan tek şey, bir sonraki toplantının ne zaman yapılacağıdır.

“Acil mi?” Sorusundaki O İnce Kibar Kabalık

Telefonu meşgule atıp saniyeler içinde gönderilen “Toplantıdayım, acil mi?” mesajı aslında şunu söyler: “Şu an meşguliyetimin zirvesindeyim; eğer ölmüyorsan veya şirket yanmıyorsa benim bu kutsal vaktimi çalma.”

İronik olan şu ki; o mesajı gönderen kişi genellikle o esnada toplantıda değil, bir önceki toplantının yarattığı zihinsel dağınıklığı toplamakla veya bitmek bilmeyen bir e-posta zincirinin içinde kaybolmakla meşguldür. Herkesin “çok acil” dediği bir dünyada, aslında hiçbir şey acil değildir; sadece herkesin zaman yönetimi felç olmuştur.

Yıllar önce bir dernek çalışanı, dernekten istifa ettikten sonra beni ziyarete geldi. “Nagihan Hanım,” dedi; “sizi çok seviyorum, size bir şey anlatmam lazım. Dernek başkanı X Bey, sosyal medya hesabından bir lokasyondan yer güncellemesi yapar, telefonunu kapatır ve eve gidip uyur. Gitmeden önce beni arar; ‘Beni arayan olursa şu lokasyonda şu kişilerle toplantıda olduğumu söyle’ derdi. Aslında oraya hiç gitmedi, o insanları tanımıyor; bilginiz olsun istedim.”

Bu ‘lokasyon bildirip uyumaya gitme’ hali, aslında bir sistem özeti. Makamın ağırlığı, icraatın hafifliğiyle dengelenmeye çalışılıyor.

Arkasını Toplama Ekonomisi

İşin en acı tarafı ise şu: Herkes bu kadar “yoğunken”, işlerin arkasını hep birileri toplamak zorunda kalıyor. Zamanında ve eksiksiz biten kaç iş gördünüz? Stratejiler havada uçuşuyor ama o excel tablosundaki hatalı veriyi düzeltecek, o e-postadaki yanlış anlaşılmayı giderecek veya sahada tıkalı kalan süreci çözecek kişi genellikle “yoğunluktan” muaf tutulan, sessizce işini yapan o azınlıktır. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda işçilerin çalışıp beyaz yakalıların resmi tatilde olması gibi…

Liyakat ile makamına gelip, yetkinliğini kanıtlayanlara asla sözüm yok. Benim için emek en yüce değerdir. Bu yazım makamını boşuna işgal edenlere…. Meşguliyet, yetkinlik değildir. Koltuklarınız sizin değil ve size kötü bir haberim var: Makamlarınız geçici. Takvimin dolu olması, değer ürettiğiniz anlamına gelmiyor. Hatta bazen çok yoğun olmak; neye “hayır” diyeceğinizi bilmediğinizin veya işleri delege edemediğinizin en somut kanıtıdır.

Netice: Takvim Değil, İş Biriktirelim

Eğer her gününüz “toplantıdaydım açamadım” demekle geçiyorsa, belki de bir durup bakmak lazım: Gerçekten bir şeyler mi inşa ediyorsunuz, yoksa sadece inşaat sahasında baretle dolaşıp toz mu kaldırıyorsunuz?

Dünya, toplantı odalarında konuşulanlarla değil, o odalardan çıkıp sahada bitirilen işlerle dönüyor. Geri kalan her şey sadece “gürültü” ve biz bu gürültüden çok yorulduk.

Yorum Yaz

Bir cevap yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Are you human? Please solve:Captcha


Son Haberler

Köşe Yazarları3 gün önce

Avrupa’daki Fuarlar Türk Firmaları İçin Neden Önemli?

Gülay Yıldırım Kavak | trbusiness.de Pazarlama Müdürü Küresel ticaretin kuralları değişiyor. Artık yalnızca kaliteli ürün üretmek ya da rekabetçi fiyat...

Haber4 gün önce

Almanlar Neden Yurtdışında Çalışmak İstiyor?

Almanya'da yapılan yeni bir araştırma, çalışanların yüzde 64'ünün yurt dışında çalışma fikrine sıcak baktığını ortaya koydu. Daha yüksek maaş, düşük...

SÖYLEŞİ1 hafta önce

“Kendimi, Hikâyemin Mağduru Olarak Görmekten Vazgeçtim”

“Bazen insanın kendi ışığını keşfetmesi için önce karanlığın içinden geçmesi gerekir” diyen Leyla Viessmann, Almanya’daki ilk yıllarından milyonluk yatırımlara uzanan...

Köşe Yazarları1 hafta önce

Türk Girişimciler Almanya’da Şirket Kurarken Hangi Hataları Yapıyor?

Aysem Heigl | Vergi Danışmanı & Mali Müşavir Almanya; güçlü ekonomisi, Avrupa pazarına erişim imkânı ve istikrarlı hukuk sistemiyle Türkiye’den...

Köşe Yazarları2 hafta önce

Avrupa’da Kalıcı Olmanın Sırrı Ürün Satmak mı, Marka İnşa Etmek mi?

Gülay Yıldırım Kavak | trbusiness.de Pazarlama Müdürü Avrupa, Türk girişimciler ve şirketler için uzun yıllardır en önemli hedef pazarlardan biri...

İş Dünyası2 hafta önce

WORLDEF ISTANBUL 2026, 82 ülkeden 22 bin ziyaretçiyi ağırladı

İstanbul’da düzenlenen WORLDEF ISTANBUL 2026, 82 ülkeden gelen 22 bin ziyaretçiyi ağırlarken; 187 marka, 250 konuşmacı ve güçlü uluslararası katılımla...

Alman şirket yöneticileri ekonomik başarının demokrasiye bağlı olduğunu belirtiyor. Alman şirket yöneticileri ekonomik başarının demokrasiye bağlı olduğunu belirtiyor.
Haber2 hafta önce

Alman CEO’lar: Demokrasi Yoksa Büyüme Zor

Almanya'da yapılan yeni bir araştırma, iş dünyasının demokrasi ile ekonomik başarı arasında güçlü bir bağ gördüğünü ortaya koydu. Şirket yöneticilerinin...

Köşe Yazarları2 hafta önce

Babamın Kasası, Ceneviz Vadisi ve Ticarette Güvenin Altın Çağı

Özhan Erem | Medyafors A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Karaköy Perşembe Pazarı’nın kalın duvarlı taş binaları arasında büyüyen bir çocuk için...

SÖYLEŞİ2 hafta önce

“En Büyük Sorun Sistem Değil, Sistemi Bilmemek”

MÜSİAD Hessen Başkanı İlhami Yılmaz ile Almanya'da Türk girişimciliğinin geldiği noktayı, iş dünyasında güven ve iş birliğinin önemini, yeni yatırım...

Dieter Schwarz Almanya’nın En Zengin Kişisi Old Dieter Schwarz Almanya’nın En Zengin Kişisi Old
Haber3 hafta önce

Almanya’nın En Zengin İsmi Değişti (2026)

Forbes verilerine göre Lidl ve Kaufland’ın sahibi Dieter Schwarz, 52,7 milyar euroluk servetiyle Almanya’nın en zengin kişisi oldu. Schwarz, uzun...