Connect with us

Köşe Yazarları

Tek Bir Kişinin Egosu Bir Markayı Bitirebilir!

Ceren Saltoğlu

Published

on

Ceren Saltoğlu | Brand & Marketing Manager

Sekiz yıldır sağlık sektöründeyim ve marka yöneticiliği yapıyorum. Bu süre boyunca farklı kurumlarla, farklı yönetim anlayışlarını yakından gözlemleme fırsatım oldu. Ve açıkça söyleyebilirim ki; sağlıkta marka, kampanyalarla değil, yönetim biçimiyle şekillenir.

Kariyerimin başlarında markalaşmayı daha çok dışarıdan kurulan bir yapı zannediyordum. Doğru mesaj, doğru görsel, doğru strateji… Evet, bunlar önemli ama zamanla gördüğüm şey; içeride doğru kurgu yoksa, dışarıda sürdürülebilirlik yok!

Sektörde sık karşılaştığım bir durum var. Yıllar içinde güçlü bir itibar oluşturmuş, hasta güvenini kazanmış köklü kurumlar… Ve sonra bir yönetim değişikliği.

İşte kırılma çoğu zaman tam burada başlıyor.

Yeni gelen bazı yöneticiler, kurulu sistemi anlamadan dönüştürmeye çalışıyor. Daha hızlı, daha “kontrollü”, daha “disiplinli” bir yapı kurma niyetiyle… Ama çoğu zaman bu niyet, fark edilmeden başka bir şeye evriliyor: kontrol ihtiyacı ve beraberinde gelen ego.

Sağlık gibi insan odaklı bir alanda, yönetici egosu en görünmez ama en yıkıcı risklerden biri.

Çünkü ego, dinlemeyi azaltır.
Dinleme azaldığında anlayış kaybolur.
Anlayış kaybolduğunda ise iletişim zedelenir.

Sektörde gözlemlediğim bazı kurumlarda, yöneticinin yaklaşımıyla birlikte iletişim dilinin nasıl değiştiğine defalarca şahit oldum. Önceden daha samimi, daha kapsayıcı olan bir dil; zamanla daha keskin, daha mesafeli ve daha buyurgan bir tona dönüşebiliyor.

İçeride ise başka bir dönüşüm başlıyor:
Fikirler azalıyor, itaat artıyor.

Oysa sağlık sektöründe en büyük hatalardan biri, çalışan bağlılığını “itaat” ile karıştırmak. İtaat, kısa vadede düzen sağlar gibi görünür. Ama uzun vadede düşünmeyi, üretmeyi ve sahiplenmeyi yok eder.

Birçok çalışanla yaptığım görüşmelerde benzer cümleleri duydum:
“Artık fikir söylemiyoruz.”
“Nasıl isteniyorsa öyle yapıyoruz.”
“Yanlış anlaşılmamak için susuyoruz.”

Bu cümleler bir kurum için sessiz alarmdır.

Çünkü marka dediğimiz şey, sadece dışarıya verilen mesajlardan ibaret değildir. Marka; çalışanların ne hissettiği, nasıl davrandığı ve kuruma ne kadar inandığıyla doğrudan ilgilidir. Siz içerideki sesi kısarsanız, dışarıdaki hikâye de bir süre sonra inandırıcılığını kaybeder.

Daha da kritik olan şu:
Yanlış bir yönetici, yıllar içinde inşa edilmiş bir marka değerini çok kısa sürede zedeleyebilir.

Sektörde bunun örneklerini gördüm. Yıllarca güvenle anılan, hasta deneyimiyle öne çıkan kurumların; sadece yönetim yaklaşımındaki değişim nedeniyle algı kaybı yaşadığına şahit oldum. Bu bir anda olmaz. Sessiz başlar. Önce içeride hissedilir, sonra hastaya yansır.

Şikâyetler artar, memnuniyet düşer ama asıl kayıp daha derindedir: güven azalır.

Ve sağlık sektöründe güven, geri kazanılması en zor değerdir.

Burada yöneticinin rolü çok net:
Yönetmek değil, yön vermek.
Kontrol etmek değil, kültür inşa etmek.
Korku yaratmak değil, güven oluşturmak.

Çünkü güçlü markalar, güçlü egolarla değil; güçlü ilişkilerle kurulur.

Bugün sağlık sektöründe markalaşmayı konuşuyorsak, önce liderliği konuşmamız gerekiyor. Çünkü marka, tabelada değil; karar alma biçiminde, iletişim tonunda ve insanlara yaklaşımda kendini gösterir.

Ve bazen…
Bir markayı büyüten de, yıkan da gerçekten tek bir kişidir.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Are you human? Please solve:Captcha


Son Haberler

Köşe Yazarları2 gün önce

Startup Dünyası İçin Seul’den Yanımda Neler Getirdim?

Yeşim Çevik | trbusiness.de Almanya Temsilcisi Bu soruyu Seul’den beraberimde getiriyorum. Bu yıl New York Fintech Week’e ve Davos’taki World...

Yeni Nesil İşler3 gün önce

Metehan Türkay: Gerçek Hayat, Benim İçeriklerimden Çok Daha Komik

Bir yanda 140’tan fazla şirketin B2B satış süreçleri, diğer yanda sosyal medyada girişimcilik dünyasının klişelerini tiye alan içerikler… Metehan Türkay’la...

Köşe Yazarları4 gün önce

Yapay Zekâ Markanızı Öneriyor mu? Yeni Pazarlama Savaşı GEO’da Başlıyor

Ceren Saltoğlu | Brand & Marketing Manager Bir süredir pazarlama toplantılarında duyduğum bazı cümlelerin değiştiğini fark ediyorum. Eskiden konu dönüp...

Köşe Yazarları7 gün önce

Numune Süreci Neden Satıştan Daha Önemli?

Gülay Yıldırım Kavak | trbusiness.de Pazarlama Direktörü Trbusiness İhracat Rehberi | Bölüm 8 Bir önceki bölümleri buradan okuyabilirsiniz. Avrupa’daki doğru alıcıyı buldunuz. Firmanızı...

Köşe Yazarları1 hafta önce

Franchise Yatırımında İkinci El Değeri, Devir ve Buy-Back Garantisi Sorunsalı

Özhan Erem | Medyafors A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Franchise yatırımcısı mağazasını açarken önemli bir sermayeyi dekorasyona, ekipmana ve işletmenin kurulmasına...

SÖYLEŞİ1 hafta önce

Aslı Gümüşel: İlk Şişeyi Görünürlük, İkinciyi Ürün Sattırır

Ashley Joy’u 15 ülkeye taşıyan Aslı Gümüşel, girişimcilik yolculuğunu, kadınların iş dünyasındaki görünmez engelleri ve global marka olma hedefini Trbusiness.de’ye...

Köşe Yazarları2 hafta önce

İhracatta Doğru Fiyat Nasıl Belirlenir?

Gülay Yıldırım Kavak | trbusiness.de Pazarlama Direktörü Trbusiness İhracat Rehberi | Bölüm 7 Bir önceki bölümleri buradan okuyabilirsiniz. Avrupa’ya ihracat yapmak isteyen firmaların...

Köşe Yazarları2 hafta önce

Türkiye’nin ”Yapay Zekâ Devrimi” Ne Anlama Geliyor?

Yeşim Çevik | trbusiness.de Almanya Temsilcisi Küresel startup ve girişim sermayesi sahnesine baktığımda net bir tablo görüyorum. Kartlar şu anda...

Köşe Yazarları3 hafta önce

İhracatta Sertifikaların Gücü

Gülay Yıldırım Kavak | trbusiness.de Pazarlama Direktörü Trbusiness İhracat Rehberi | Bölüm 6 Bir önceki bölümleri buradan okuyabilirsiniz. Avrupa pazarında iyi bir ürün...

Köşe Yazarları4 hafta önce

Almanya’da Franchise Sözleşmeniz Biterken Karşılaşacağınız Riskler

Dr. Hasan Işık | İş ve Ticaret Hukuku Avukatı Almanya’da Franchising sektörüyle ilgili diğer yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz. Danışmanlık pratiğimde neredeyse...